O ki, sizin için yeşil ağaçtan bir ateş oluşturdu. İşte bak ondan yakıyorsunuz! (Yasin-80)
Noktasındaki kudreti bi iznillah açığa çıkaranlar; bela, iftira, acı, aşağılanma, dışlanma v. b. niçin üstlerine çekerler?
Cevap ayette. O ki, sizin için; sizin lehinize, sizin faydanıza… Yeşil Ağaçtan; Sübtil Enerjik rengi Yeşil olan 4. mertebedeki Mutmainne Bilinçten…Ve daha yukarısındakilerden…
Bir Ateş oluşturdu; Ruhun mayası Hakikat İlmini…Ledünni İlmi, Cemali yaymak için Celal mekanizmasını oluşturdu. Ondan yakıyorsunuz!.. Alimlerin, Üstadların, Veli Zatların İlmi- Hikmeti ve Feyzi ile kendinizi fark ediyorsunuz!.. O feyizle nefsi, egoyu yakıyor da, ölmeden evvel ölüyor, yeniden diriliyorsunuz!..
Yağmuru ne çeker? Orman!.. Orman nelerden oluşur? Sivri uçlu, başı göğe doğru uzanan ağaçlardan… Bilinç Semasına doğru yükselen Allah Ehli; topraklar suya kansın, insanlar Rahmetle arınsın diye çekerler yağmuru. Toplumların bereketi, huzuru ve afiyeti onlar yüzü suyu hürmetinedir!…Bilinçlerin hakikate seferi onlar eliyledir!
Ağaç yıldırımı çeker! Paratoner gibi! Çeker ki bulutlar çarpışsın da rahmet insin! Şimdilerde öğrendiğim bir şey var; “Yıldırım gökten inmez, yerden çıkar.” Ayet ne diyordu? Yeşil ağaçtan oluşturulan ateş!
Şimdi baştaki sorunun cevabı geliyor:
Bilinç düzeyi yüksek idraklerden çıkar Celal. Onlar üretir belayı! Niçin?.. Bulutların; dumanlı, karışık, yoğunlaşamamış algıların birleşip yoğunlaşarak berekete dönüşmesi için! Ayrık duran düşüncelerin vahdete ermesi için! İnsanlığın rahmete ermesi için!
Zül Celali vel İkramdır Allah! Celal sahibi mahal tetikler Cemali!.. Işık; ateş olan yerden çıkar!.. Celaliyle belayı çekenler ilmi İkram eder…
…
Bir de denizler çeker yağmuru. Sürekli buharlaşan denizler. Deniz, buhar ve bulutla gelen rahmet; Rasulullah (s. a. v.) ın başındaki bulutun hikmetinde saklı: http://www.semazen.net/yazar_yazi.php?id=203
* * *
Bizim için Denizler yaratana, Yeşil Ağaçlar oluşturana şükürler olsun!
Selam olsun Denizlere,
Selam olsun Yeşil Ağaçlara!..
Mehmet DOĞRAMACI
www.yorumsuzblog.net.tc
m_dogramaci@yahoo.com
| Kategori: Mehmet Doğramacı |
|
|

19 Kasım 2007 13:30
Noktasındaki kudreti ilahiyi açığa çıkarabilmiş vechini ona yöneltmiş her birim bu yemyeşil gür ormanlar misali enerjisi ile ateşlemiştir bilincini.. Rahmeti sağanak sağanak üzerine çekmektedir.. Yağmasa da gürlüyor olması bile şefkatindendir. Aşk-ı ilahi sarsar adamı, yağıyorsa da savurur rüzgarıyla söker atar, işte o an BENlik bilincinin M’i beni seni.. HİÇliğinin bilincinde, Rahmet yağmurunda sırılsıklam olmayı göze alabilenlere Selam OLsun..
19 Kasım 2007 13:35
Hz. Musa’nin cellalli olusu sonucu TUR daginda (biliNc) Agac’tan ve Ateşten vahyi alışının esrari bu olsa gerek… Bir de BAL da sifa ve kudret vardir, bu yüzden kovanindan ciktiginda haserelerin saldirisina ugrar ki, bu sebebten acikta birakilip ta hak etmemislerce talan edilmeye ve korunmak icin (TAKVA) üstü örtüle…
19 Kasım 2007 14:00
“Müsademe-i efkardan barika-i hakikat cikar” / fikirlerin catismasindan hakikat isigi aciga cikar…
Bu yüzden bir fikrin aydinliga cikmasi esnasinda zit fikirle(bela) karsilasildiginda parildamaya baslar, cünki aydinlik geceyle bilinir. Kibrit agactan elde edilir ama kendi basina yanmaz, icindeki atesi cikarmak icin onun dogasina zit nitelikte aci ve zehirli bir ecza(bela) sürülür basina ki, carpismalarinda agactaki ates (kudret) ortaya ciksin…
19 Kasım 2007 20:51
Kimi önce kainatı okur, sonra okuduklarını Kuran’da bulur. Kimisi ise önce Kuran’ı okur, okuduklarını kainatta bulur. Kainat ana kitap, Kuran yardımcı kitaptır.
20 Kasım 2007 11:50
Yeşil ağaç insanın diri olan ruhunun celaliyle dışarı çıkmayı istemesidir. Gösterir kendini belli eder, yıldırımı üzerine doğru çeker. Ağaç yeşillenip meyvelerini vermeye başladıkça taşlanmaya başlanır. İstemez birileri senin uyandıran, ölüyü diriltecek olan düşüncelerinin açığa çıkmasını. Belalar üst üste gelmeye başlar. Bu belalardan kurtulmak için sağlam bir irade gerekir. Sarılırsın ‘Mürid’ ismine, dua mekanizmanı kullanır, yardım istersin ‘Fettah’ isminden. Sana bu yol kolaylaştırıldıysa ateş seni yakmayacaktır. Dışardan bakan senin için üzülecek ah vah edecektir belki. Nereden bilecekler ki senin o ateşin içinde selamette olduğunu bundan zevk aldığını.
Noktandaki kudreti biiznillah açığa çıkarırsın. Paylaşırsın senden açığa çıkan ilmi nasibi olanla birlikte. Kimine doğru mantıklı gelir, kiminin bildiklerine uymaz itiraz eder. Dinlemek yerine başlar bildiklerini anlatmaya doğruluğunu tasdik ettirmek ister. Dini tartılışılacak bir konu zannederek. Ön yargı ile başlar, isimleri duyunca “ben onu biliyorum” der, sen de ondan mısın? Nasıl anlatırsın ki dinin takım tutar gibi birilerine körü körüne tutulma olmadığını. Kişilerin isimlerinin dış görünüşlerinin değil, düşüncelerinin önemli olduğunu. İtiraz etmek yerine önerilen çalışmaları denemek için kafa yorsa, kendindeki değişikliği farkedecek; ismiyle değil, ilmiyle ilgilenecektir. Ne diyelim fark ettirmek istemeyen egomuz önümüze perdeler çekecektir. Biz de onun oyununa yenik düşmek üzere programlaştırılmışsak. Bütün bu perdelere rağmen ALLAH yeni düşünceleri fark etmeyi nasip etsin.