Reklam çubuğunu görmek istemiyorsanız ve daha hızlı olmak istiyorsanız lütfen bu adresimizi kullanın..

Tutkularımız..

// 8 Nisan 2008

“Hayalimizdeki tanrı” kavramından kurtulamadığımız sürece varlıkları da kayıtlamaktan kurtulamayacağız sanırım. Peki neleri kayıtlıyoruz? El cevap.. Neleri kayıtlamıyoruz ki!..
Önce, İsevi boyutu bilmediğimiz için kendimizi kayıtlayıp, varlığımızdaki mükemmellikleri keşfedemeyip ortaya koyamadığımızdan dolayı o mükemmellikleri keşfedip yaşayabilen insanlara imrenerek onları ilahlaştırıyoruz..

Sonra, Musevi hakikatı da bilmediğimiz için, ilahlaştırdığımız bu insanları da o mükemmelliklerle kayıtlayıp diğer insanlardaki kemalatı göremez oluyoruz. Tabiri caizse tenzih işlevini yaşayamıyoruz..

Kayıtlamalarımız insanlarla kayıtlı kalmıyor elbet!..
Örneğin, aslan burcu diyip de o yüzlerce yıldızdan meydana gelmiş devasa kümeyi, ”kibirlidir, benlik sahibidir ve yönetmeyi sever” gibi sığ söylemlerle, astroloji ve astronomi ilmini de kayıtlıyoruz. Oysa aslan takım yıldızının dünyaya aksettiricisi güneştir. Ve o güneşin hayat (can), rahmet, kahhar (ilahi yoketme) gibi özellikleri de vardır..

Olmadı yediklerimizi de kayıtlarız, ”bu meyvenin şu şu özellikleri varmış, bu yiyeceğin bu özellikleri yokmuş” gibisinden..
Bu kayıtlamaların şimdilik aklıma gelen kadarı bunlar, kim bilir daha nice kayıtladığımız şeyler vardır?. Peki, “bu kayıtlamalar bize neleri kaybettirir,” sorusunun cevabını ben veremem tabi ki ama, ”Ne yana dönersen O’nun vechini görürsün” ayeti cevabın anahtarı gibi sanki…

Bir de şu tutkularımız yok mu, yaşamı bize cehennem eder adeta!..
Kimimiz taparcasına tutkuyla bağlıdır sevdiğine ve ”ben ondan ayrılırsam hayatta yaşayamam!” der…
Kimimiz toprağa tutkundur ve ”ben buralardan başka diyarlarda yaşayamam!” der…
Kimimiz çocuklarına, kimimiz anasına, babasına, arkadaşlarına veya malına, mülküne tutkuyla bağlıdır. Ve bu insanların tek bir hal lisanı vardır, ”biz onlarsız yapamayız!”. Oysa, sistemin acıması yoktur ve sistem onlara şöyle cevap verir, ”taptıklarınızla beraber tadın cehennemin azabını bakayım!”…

Cenneti ise tamamen duygularımızla inşa eder ve tutkularımızla düşleriz. Halbuki cennet, tutkuların bağlarından tamamen arınmış ve zamanı geldiğinde herşeyi terk etmesini bilen bilinçlerin yaşayacağı bir boyuttur!. Cehennem ise, terk edilmişlerin varacağı yerin ismi olsa gerek…

Sanırım hayatımızı tutku ve kayıtlamalardan arınmış şekilde ve daha gerçekçi yaklaşımlarla yönlendirmemiz gerekir. Buna benim de fazlasıyla ihtiyacım olduğunu düşünüyorum…

Birol Usta
www.yorumsuzblog.net.tc
birol701970@mynet.com

Kategori: Birol Usta, Yorumsuz 'Oku'r Yazarlar

Bu Yazıyı yazdır Bu Yazıyı yazdır


4 Yorum >> “Tutkularımız..”

Bu yazı için yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden Geri izleme yapabilirsiniz.
  1. kenan Yazmış:

    Sevdiğin”, her şeyden evvelâ “ilk” gördüğündür gerçekte… “Sevdiğim” dediğinden evvel her neyi gözetiyorsan; bil ki, o şeyi daha çok sevmektesin. Gözünde hâlâ başkaları var olduğu sürece, ne “sevdiğim” dediğinden haberdarsın; ne de gerçek sevgiden!…tutkular, özde yolcularının engelleri, perdeleri, tuzakları… birinden kurtulayım derken, peşine düşerken….

    Ey himmet ulaştır bize öz muhabbetini, bir adım atacak halimiz yok..


  2. Esin Esen Özkan Yazmış:

    “Ey himmet ulaştır bize öz muhabbetini, bir adım atacak halimiz yok..”

    Sn. Kenan ne güzel bir dua! Allah razı olsun cümlenizden!

    Okuyup okuyup okuyup; GERÇEKTEN OKU’yamamanın çektirdiği yanış hali benim yaşadığım bir hal…Bilmem daha kaç kişi bu hal üzere…
    Ne kadarı kolaylaşmış, ne kadarı nasibimiz??? Teslimiz!!
    Yüce YARADAN bizleri kendine seçmekle şereflendirdiklerinden eyleye; SÜNNETÛLLAH’tan ayırmaya…AMİN AMİN AMİN

    Nasıl bir ikiliktir bu içine saplandığımız???
    Her an kesrette yaşayıp, kendimizi kaptırmalarımız.. Sürekli gaflet!!! VAHDET’i anlayamamak, çıkamamak ÇOKLUK ALGISINDAN…
    Bırakın dışarıda(varsaydığımız) kalabalığı, içimizdeki kalabalıktan dahi sıyrılamamak!!!

    ALLAH kolaylaştıra yakiyne ermeyi cümlemize. İman ve marifet NÛR’unun yegâne MALÎK’i, koruyup gözeticisi.. Kalplerimizden NÛR’unu tek bir AN dahi eksik etme yüce MEVLÂM!!!

    Kusura bakmayın lütfen, sadece şu AN’da içimden geçenleri paylaşmak istedim..
    “Şu bir adım atacak halimiz yok..” cümlesi yanışlarda en kalbî yaşanan hissiyât zira..
    Kalın SELÂMETLE… HÛUUUUUU


  3. özde Yazmış:

    Sevgili dostlar..

    “Hevalarını tanrı edineni görmedin mi ? hitabı var Kur’an da,

    “Hz. İbrahim (a.s.) kestiği 4 kuştan; biri kuzgun, biri kaz, biri horoz, biri tavus kuşu” (4 kuştan; biri istek, biri hırs, biri şehvet, biri mevki) diyor Mesnevi’de sevgili Mevlana…

    Tutkular-heva ve hevesler.. bitmez tükenmez istekler, arzular.. olmasaydı; belki dünya bugünkü bilim ve teknoloji düzeyine erişemeyecekti.. bilimin sınırsızlığını, evrenin sonsuzluğunu, bilimle mananın aynı noktada kesiştiğini, bugünkü kadar apaçık bir şekilde yekinen bilemeyecekti…

    “Nefsine arif olan, Rabbine arif olur” hadisi ile işaret edilen öğretinin, ancak insanın kendisini tanıması ile mümkün olacağı ifade edilmiş öze erenlerce..

    Kişisel benliğimiz sistemin gereği olarak istek ve arzularımız doğrultusunda çalışmamız gerektiğini söylerken, bilinç varlığımız kişisel benliğin bir yanılsama, bir illüzyon olduğunun farkındalığı içinde, yaptıklarının kulluğunun gereği olduğunu yaşamaya devam edecek… hiç bilmediği boyutları deneyimlemenin coşkusu içine, sonsuz yaşam boyutlarına yelken açacaktır..

    Allah kolaylaştırmış ola cümlenize…
    Sevgi ve saygılarımla..


  4. faik Yazmış:

    İnsandaki taşlanası (kendisinden uzaklaştırılası) üç şeytan:
    1- Benlik (nefsin istekleri),
    2- Tabiat (bedenin istekleri,
    3- Şartlanmalar, şartlanmaların oluşturduğu değer yargıları, değer yargılarının oluşturduğu duygular (tutkular)…
    Birol Bey teşekkürler…


YORUMLAYIN


telepatii

Yorumsuz Blog'un Yayın İlkeleri 'ndeki Yayın İlkeleri ve Yayın Şartları başlığı altındaki koşulları okudum.