<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Suskunlar yazısına yapılan yorumlar</title>
	<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/</link>
	<description>Zamansız-Sonsuz Boyutun Kapısını açmak için.. Kozmik bilinç için..</description>
	<pubDate>Mon, 12 May 2008 07:49:14 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3</generator>
		<item>
		<title>Raci tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2035</link>
		<dc:creator>Raci</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 08:03:02 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2035</guid>
		<description>Ayağın sağlam yere basıyormuş dostum...
Yolun açık olsun...Haklısın, seninleyim..
Saygılar bizden...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ayağın sağlam yere basıyormuş dostum&#8230;<br />
Yolun açık olsun&#8230;Haklısın, seninleyim..<br />
Saygılar bizden&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>veysel tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2034</link>
		<dc:creator>veysel</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 06:39:58 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2034</guid>
		<description>Tavsiyeniz için sağolun ama KIRK DEVE yükü ilmi yüklenipte bir ömür onunla dolaşıp sonra en azında bir kısmını kimseye, herhangi birine aktarmadan çekip gitmenin sana-bana-ona ne gibi bir faydası olur sence? 

Orta yerde yığılıp kalan gerçeklerin herkes bizi Raci ya da deli ya da dinsiz ya da bilmem ne ilan edecek diye kendi kabuğumuza çekilip susmak daha mı fayda vericidir? 

Üstü gereğinden fazla örtülmüş. Gerçeklikle alakası kalmayan ve HAK dini diye tabir edilen toplumsal hatta çevresel din egolarının önüne nasıl geçilir, kendimizi bundan nasıl kurtarırız diye düşünmek yerine bırakıpta herşey, hiç yaşanmamış gibi olsun. İSLAM dinini EVRENE!! tebliğ etmek anlatmak her söylenen sözde yeni bir insan kurtulur diye verilen çabalar, savaşlar, şehitler, ve  En önemlisi PEYGAMBER EFENDİMİZİN BU DÜNYADAN GÖÇERKEN ÜMMETİM! ÜMMETİM DİYİŞİNİN bi önemi kalıyor mu sizce??? 

SUSALIM hep beraber. Bekleyelim gelecek olan HZ. MEHDİ'Yİ ve HZ. İSA'YI onlar gelip kurtaracaklar nasılsa BİZ susalım. Ben HAKİKİ MUHAMMEDİ'Yİ BULMAK İÇİN SÖZ VERDİM RABBİME. ARAMAKTAYIM. BULMAK ÜMİDİYLE ÇALIŞIYORUM. KAH O KİTAPTA KAH BU SİTEDE. Çünkü biliyorum ki MUHAMMEDİ olmak öyle sıradan KULLUK değil. Bu yüzden her yorumum PAYLAŞMAKTAN, BİRLİK OLMAKTAN başka birşeyle bitmiyor. BİTMEYECEK TE. Niyetim bu benim. İstiyorum ki her baktığım SÜBHANALLAH SÖZÜNÜ hatırlatsın. Bırakalım bence RACİ DESİNLER, KAYBEDECEĞİMİZ NE VAR DOSTUM SENCE? BUNDAN SONRA NE KAYBEDERİZ DİYE DEĞİL; BU GÜNE KADAR NELERİ KAYBETTİK DİYE DÜŞÜNELİM. Ve paylaşalım her öğrendiğimiz sözün anlamını. OKUyalım hayatı ama HEP BİRLİKTE. ÖRTÜLEN GERÇEKLERİN ÜZERİNİ AÇMAK ELİMİZDE. VERELİM EL ELE KAZANCIMIZ ORTAK OLSUN. BİR OLSUN. İNŞALLAH...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tavsiyeniz için sağolun ama KIRK DEVE yükü ilmi yüklenipte bir ömür onunla dolaşıp sonra en azında bir kısmını kimseye, herhangi birine aktarmadan çekip gitmenin sana-bana-ona ne gibi bir faydası olur sence? </p>
<p>Orta yerde yığılıp kalan gerçeklerin herkes bizi Raci ya da deli ya da dinsiz ya da bilmem ne ilan edecek diye kendi kabuğumuza çekilip susmak daha mı fayda vericidir? </p>
<p>Üstü gereğinden fazla örtülmüş. Gerçeklikle alakası kalmayan ve HAK dini diye tabir edilen toplumsal hatta çevresel din egolarının önüne nasıl geçilir, kendimizi bundan nasıl kurtarırız diye düşünmek yerine bırakıpta herşey, hiç yaşanmamış gibi olsun. İSLAM dinini EVRENE!! tebliğ etmek anlatmak her söylenen sözde yeni bir insan kurtulur diye verilen çabalar, savaşlar, şehitler, ve  En önemlisi PEYGAMBER EFENDİMİZİN BU DÜNYADAN GÖÇERKEN ÜMMETİM! ÜMMETİM DİYİŞİNİN bi önemi kalıyor mu sizce??? </p>
<p>SUSALIM hep beraber. Bekleyelim gelecek olan HZ. MEHDİ&#8217;Yİ ve HZ. İSA&#8217;YI onlar gelip kurtaracaklar nasılsa BİZ susalım. Ben HAKİKİ MUHAMMEDİ&#8217;Yİ BULMAK İÇİN SÖZ VERDİM RABBİME. ARAMAKTAYIM. BULMAK ÜMİDİYLE ÇALIŞIYORUM. KAH O KİTAPTA KAH BU SİTEDE. Çünkü biliyorum ki MUHAMMEDİ olmak öyle sıradan KULLUK değil. Bu yüzden her yorumum PAYLAŞMAKTAN, BİRLİK OLMAKTAN başka birşeyle bitmiyor. BİTMEYECEK TE. Niyetim bu benim. İstiyorum ki her baktığım SÜBHANALLAH SÖZÜNÜ hatırlatsın. Bırakalım bence RACİ DESİNLER, KAYBEDECEĞİMİZ NE VAR DOSTUM SENCE? BUNDAN SONRA NE KAYBEDERİZ DİYE DEĞİL; BU GÜNE KADAR NELERİ KAYBETTİK DİYE DÜŞÜNELİM. Ve paylaşalım her öğrendiğimiz sözün anlamını. OKUyalım hayatı ama HEP BİRLİKTE. ÖRTÜLEN GERÇEKLERİN ÜZERİNİ AÇMAK ELİMİZDE. VERELİM EL ELE KAZANCIMIZ ORTAK OLSUN. BİR OLSUN. İNŞALLAH&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Raci tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2024</link>
		<dc:creator>Raci</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2008 17:55:46 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2024</guid>
		<description>&lt;em&gt;"...İçlerinde annemiz, babamız, kardeşlerimiz var.
KONUŞMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ SİZCE?"&lt;/em&gt;

Veysel Bey birisi bunu denedi, Raci ilan edildi... Hiç tavsiye etmem...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;&#8230;İçlerinde annemiz, babamız, kardeşlerimiz var.<br />
KONUŞMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ SİZCE?&#8221;</em></p>
<p>Veysel Bey birisi bunu denedi, Raci ilan edildi&#8230; Hiç tavsiye etmem&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>veysel tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2021</link>
		<dc:creator>veysel</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2008 15:25:01 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2021</guid>
		<description>İçinde yaşadığımız toplum, adet ve değer yargıları doğrultusunda akıp gittiğinden, her ortamda konuşanlar (bu konuşanları konuşturan ellerinde bulunan değerler!) ve dinleyenler (dinleme zorunluluğu hissi içinde OLAN ya da çıkar sözkonusu olunan dinlemeler)'den oluşmaktadır diye düşünüyorum. Şartlar bunu gerektirdiğinden ya da böyle olması gerektiğinden dolayıdır ki, susmanın kendine neler kazandırabileceği düşüncesi içinde toplumun göbeğinde olup ta ONU uzaktan seyredenler de var. İşte böyle düşünce sahipleri genelde yalnız kalmayı ve kendi konuşmalarını yine kendi alemleri içinde dillendirip dinleme isteği duyarlar. Ve her konuştukları konunun kendince dinlenip değerlendirilmesi sonucu bilgi bankası haline gelebilirler diye düşünüyorum. 

Dikkat ettiğim bi konu var bununla ilgisi var mı?.. Bilmem ama bence var. İlim ehlinin çoğu yalnızlığı seçip toplumdan uzaklaşmışlar bunun en iyi örneği; okuyamamanın sıkıntısı içinde RESULÜ EKREM efendimizin bir mağaraya çekilmesi. Bunun nedeni  daha derin düşünebilmek için olabilir. 
Bizler toplum yargıları ile iç içe yaşamakta olduğumuzdan her an yeni bir olayla karşı karşıya kalıyor ve üzerinde düşünmemiz gereken konulardan uzaklaşıyoruz. Ve hep birbirinin benzeri konuların tatbikini yapıyoruz gibi geliyor. Hayat sanki herkes için aynı şeylerden ibaret olmuş; doğdu-büyüdü-üredi-yaşadı-öldü.. Kimi sevindi, kimi mutsuz gitti. Kimi zengindi vakti olmadı, kimi fakirdi razı olmadı. Ama hep aynı şekilde geçti. Konuştu, konuştu, konuştu. Girdiğiniz herhangi bir toplantıda arada  hiç konuşmayan, orayla alakası olmayan, etrafa kör kör bakan birini gördünüzmü bilin ki, o derin düşünce sahiplerindendir. Sizde onunla susun ve izleyin. Biz etrafımıza söyleyemediklerimizi böyle İnternet kafe köşelerinde yazmaya çalışıyoruz. Toplasanız kaç kişi geliriz; bilmem ama bizden dışarıda kalan korkunç bir kitle var. İçlerinde annemiz, babamız, kardeşlerimiz var. 
KONUŞMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ SİZCE?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İçinde yaşadığımız toplum, adet ve değer yargıları doğrultusunda akıp gittiğinden, her ortamda konuşanlar (bu konuşanları konuşturan ellerinde bulunan değerler!) ve dinleyenler (dinleme zorunluluğu hissi içinde OLAN ya da çıkar sözkonusu olunan dinlemeler)&#8217;den oluşmaktadır diye düşünüyorum. Şartlar bunu gerektirdiğinden ya da böyle olması gerektiğinden dolayıdır ki, susmanın kendine neler kazandırabileceği düşüncesi içinde toplumun göbeğinde olup ta ONU uzaktan seyredenler de var. İşte böyle düşünce sahipleri genelde yalnız kalmayı ve kendi konuşmalarını yine kendi alemleri içinde dillendirip dinleme isteği duyarlar. Ve her konuştukları konunun kendince dinlenip değerlendirilmesi sonucu bilgi bankası haline gelebilirler diye düşünüyorum. </p>
<p>Dikkat ettiğim bi konu var bununla ilgisi var mı?.. Bilmem ama bence var. İlim ehlinin çoğu yalnızlığı seçip toplumdan uzaklaşmışlar bunun en iyi örneği; okuyamamanın sıkıntısı içinde RESULÜ EKREM efendimizin bir mağaraya çekilmesi. Bunun nedeni  daha derin düşünebilmek için olabilir.<br />
Bizler toplum yargıları ile iç içe yaşamakta olduğumuzdan her an yeni bir olayla karşı karşıya kalıyor ve üzerinde düşünmemiz gereken konulardan uzaklaşıyoruz. Ve hep birbirinin benzeri konuların tatbikini yapıyoruz gibi geliyor. Hayat sanki herkes için aynı şeylerden ibaret olmuş; doğdu-büyüdü-üredi-yaşadı-öldü.. Kimi sevindi, kimi mutsuz gitti. Kimi zengindi vakti olmadı, kimi fakirdi razı olmadı. Ama hep aynı şekilde geçti. Konuştu, konuştu, konuştu. Girdiğiniz herhangi bir toplantıda arada  hiç konuşmayan, orayla alakası olmayan, etrafa kör kör bakan birini gördünüzmü bilin ki, o derin düşünce sahiplerindendir. Sizde onunla susun ve izleyin. Biz etrafımıza söyleyemediklerimizi böyle İnternet kafe köşelerinde yazmaya çalışıyoruz. Toplasanız kaç kişi geliriz; bilmem ama bizden dışarıda kalan korkunç bir kitle var. İçlerinde annemiz, babamız, kardeşlerimiz var.<br />
KONUŞMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ SİZCE?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Timuray tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2008</link>
		<dc:creator>Timuray</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Mar 2008 19:41:45 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-2008</guid>
		<description>&lt;em&gt;"İçinde biriktirecek, biriktirecek…
İnsanlara “ilminin tamamını hîbe olarak vermeden” alıp götürecekti öteki âleme.
Gizli kalacaktı.
Açılmamış hazine sandığı gibi ebedî inci ve mercan sözlerini saklı tutacaktı."&lt;/em&gt;

Agiziniza ve yüreginize saglik, Kemal Bey.
Yukarda yaptigim alinti, Hz. Ali'nin "Şu göğsümde saklı duran birçok ilim var. Ah! Onları taşıtacak erler bulabilsem." sözünü fakiyr'e hatirlatti!

Kalin saglikca.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;İçinde biriktirecek, biriktirecek…<br />
İnsanlara “ilminin tamamını hîbe olarak vermeden” alıp götürecekti öteki âleme.<br />
Gizli kalacaktı.<br />
Açılmamış hazine sandığı gibi ebedî inci ve mercan sözlerini saklı tutacaktı.&#8221;</em></p>
<p>Agiziniza ve yüreginize saglik, Kemal Bey.<br />
Yukarda yaptigim alinti, Hz. Ali&#8217;nin &#8220;Şu göğsümde saklı duran birçok ilim var. Ah! Onları taşıtacak erler bulabilsem.&#8221; sözünü fakiyr&#8217;e hatirlatti!</p>
<p>Kalin saglikca.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Balaban tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1984</link>
		<dc:creator>Ali Balaban</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 19:39:37 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1984</guid>
		<description>Konuşanlar susarsa, suskunlar konuşur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Konuşanlar susarsa, suskunlar konuşur.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İz'ân tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1971</link>
		<dc:creator>İz'ân</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 07:40:20 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1971</guid>
		<description>Sn. Gökdoğan, Sn. Öztürk'e verdiğiniz cevaptan hepimiz çok yararlandık.

Sorandan, cevap verenden, okuyandan Allah Razı Olsun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn. Gökdoğan, Sn. Öztürk&#8217;e verdiğiniz cevaptan hepimiz çok yararlandık.</p>
<p>Sorandan, cevap verenden, okuyandan Allah Razı Olsun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>KGökdoğan tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1968</link>
		<dc:creator>KGökdoğan</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 03:36:38 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1968</guid>
		<description>Sn. Nazan Öztürk’ün sorusuna verilen “kişisel düşüncelerimi içeren cevaptır”. 

Âyet;
Resulullah a.s.’ın “kendi varlığını” nasıl tanıdığını bize anlatan ve insan türünden sadece O’nun ulaşabildiği en yüksek “bilgi kaynağı”dır. O bilgi kaynağına “bizlerin” O’ndan daha fazla ihtiyacımız olduğu için “bizim” anlayacağımız lisan ile bizim idraklerimize sunmuştur. Kendisi âyet dediği “bilgi kalıpları”nı ezberlemiş, ezberletmiş ve özellikle yazdırmıştır.

Hadis;
Resulullah a.s.’ın konuşma ve davranışlarıdır. O, bizim gibi hatta bizden daha doğal bir insandı. Günlük yaşamının her ânını “kendi geleceğine” yönelik prensipler içinde yaşıyordu. Günlük doğal yaşantısı bu yüzden “altın orantı” halindeydi. Yemek, içmek, uyku, konuşmak gibi çok basit görünen günlük “basit davranışları” ne az, ne fazla idi, tam ayarında idi. Bazı din bilimciler Resulullah a.s.’ın doğal yaşantısına yönelik ihtiyaçlarındaki “her an ahirete yatırım” faktörünü gözden kaçırmışlardır. Bu yanılgıyla O’nun her davranışından bir örnek çıkarma nimetini anlayamazlar.

Fakat Resulullah a.s. kendi konuşmalarının/davranışlarının Âhirete yönelik olanlarını ve günlük doğal yaşama yönelik olanlarının hiç birisini yazdırmamış ve ezberletmemiştir. Buradaki amacı; zannedildiği gibi “ayetlerin hadislerle karışması endişesi” değildir. Geleceği, değişen ve gelişen zaman şartlarını ve evrensel olacak olan Muhammedî bilinci Arap örf ve adetleriyle ipotek altına almamak içindir. Özgür düşüncenin önünü tıkamamak içindir. 

Bu nedenle yüz binlerce hadis nakledilmiştir. Fakat bir tanesi bile “yazılı ve altı Resulullah mühürlü” değildir. İnsan zihni nakledilen hadisler ile Âyetler arasında ilgi kurmaya çalışmışlar ve İslâmî ilimler doğmuştur. Eğer böyle olmasaydı İslâm her kültüre hitap edemez “Yahudilik” gibi “ulusal tek tanrılı din” olurdu.

Kutsî hadis; 
Resulullah a.s.’ın “Allah buyurdu ki…” diyerek bazı konulara getirdiği açıklıktır. Yine “bu hadistir, kutsî hadistir” ayırımı yapmamıştır, yazdırmamıştır, ezberletmemiştir. Hadis âlimleri hadis rivayetinin başında yer alan “Allah buyurdu ki…” sözüne ve benzeri ifade kalıplarına göre böyle bir tasnif yoluna gitmişlerdir.

Âyetler için “Allah sözü” denilmesi, hadisler için “Muhammed sözü” denilmesi tamamen Hz. Resulullah a.s. ile ilgili bir konudur. O böyle bir ayırım yapmasaydı hiç kimse “vahiy” mertebesinde olmadığı için “âyet ve hadis” farkını belirleyemezdi. 

Hz. İsâ, yaşamı boyunca şu âyettir şu benim sözümdür yazın-ezberleyin-ezberlemeyin gibi ayırımlara girmemiştir. İncildeki “tahrifata” bir de bu açıdan bakmak gerekir. İncil “Vahiy mertebesindeki bilinçten çıkan sözlerdir”. Eldeki İnciller ise vahiy bilincinde olmayan insanların hafızasında kalan tarihi notlardır.

Kur’an yazı ve ezber ile mühürlenmiştir, değişim yoktur. Hadis yazı ve ezber ile mühürlenmemiştir ve insanlara rahat düşünce ortamı hazırlamıştır. Fakat belli bir eğitim ve birikim olmadan da âyet ve hadislerin anlamları üzerinde yapılan yorumlar “özgür düşünce” kabul edilemez. Bilmediğimiz bir konuda “ahkâm kesmek” yanılgısına götürür.
(Kur’an ve Hadis bilimlerinin bu konudaki teknik kurallarını ilahiyat ders kitaplarından okuyabilirsiniz.)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sn. Nazan Öztürk’ün sorusuna verilen “kişisel düşüncelerimi içeren cevaptır”. </p>
<p>Âyet;<br />
Resulullah a.s.’ın “kendi varlığını” nasıl tanıdığını bize anlatan ve insan türünden sadece O’nun ulaşabildiği en yüksek “bilgi kaynağı”dır. O bilgi kaynağına “bizlerin” O’ndan daha fazla ihtiyacımız olduğu için “bizim” anlayacağımız lisan ile bizim idraklerimize sunmuştur. Kendisi âyet dediği “bilgi kalıpları”nı ezberlemiş, ezberletmiş ve özellikle yazdırmıştır.</p>
<p>Hadis;<br />
Resulullah a.s.’ın konuşma ve davranışlarıdır. O, bizim gibi hatta bizden daha doğal bir insandı. Günlük yaşamının her ânını “kendi geleceğine” yönelik prensipler içinde yaşıyordu. Günlük doğal yaşantısı bu yüzden “altın orantı” halindeydi. Yemek, içmek, uyku, konuşmak gibi çok basit görünen günlük “basit davranışları” ne az, ne fazla idi, tam ayarında idi. Bazı din bilimciler Resulullah a.s.’ın doğal yaşantısına yönelik ihtiyaçlarındaki “her an ahirete yatırım” faktörünü gözden kaçırmışlardır. Bu yanılgıyla O’nun her davranışından bir örnek çıkarma nimetini anlayamazlar.</p>
<p>Fakat Resulullah a.s. kendi konuşmalarının/davranışlarının Âhirete yönelik olanlarını ve günlük doğal yaşama yönelik olanlarının hiç birisini yazdırmamış ve ezberletmemiştir. Buradaki amacı; zannedildiği gibi “ayetlerin hadislerle karışması endişesi” değildir. Geleceği, değişen ve gelişen zaman şartlarını ve evrensel olacak olan Muhammedî bilinci Arap örf ve adetleriyle ipotek altına almamak içindir. Özgür düşüncenin önünü tıkamamak içindir. </p>
<p>Bu nedenle yüz binlerce hadis nakledilmiştir. Fakat bir tanesi bile “yazılı ve altı Resulullah mühürlü” değildir. İnsan zihni nakledilen hadisler ile Âyetler arasında ilgi kurmaya çalışmışlar ve İslâmî ilimler doğmuştur. Eğer böyle olmasaydı İslâm her kültüre hitap edemez “Yahudilik” gibi “ulusal tek tanrılı din” olurdu.</p>
<p>Kutsî hadis;<br />
Resulullah a.s.’ın “Allah buyurdu ki…” diyerek bazı konulara getirdiği açıklıktır. Yine “bu hadistir, kutsî hadistir” ayırımı yapmamıştır, yazdırmamıştır, ezberletmemiştir. Hadis âlimleri hadis rivayetinin başında yer alan “Allah buyurdu ki…” sözüne ve benzeri ifade kalıplarına göre böyle bir tasnif yoluna gitmişlerdir.</p>
<p>Âyetler için “Allah sözü” denilmesi, hadisler için “Muhammed sözü” denilmesi tamamen Hz. Resulullah a.s. ile ilgili bir konudur. O böyle bir ayırım yapmasaydı hiç kimse “vahiy” mertebesinde olmadığı için “âyet ve hadis” farkını belirleyemezdi. </p>
<p>Hz. İsâ, yaşamı boyunca şu âyettir şu benim sözümdür yazın-ezberleyin-ezberlemeyin gibi ayırımlara girmemiştir. İncildeki “tahrifata” bir de bu açıdan bakmak gerekir. İncil “Vahiy mertebesindeki bilinçten çıkan sözlerdir”. Eldeki İnciller ise vahiy bilincinde olmayan insanların hafızasında kalan tarihi notlardır.</p>
<p>Kur’an yazı ve ezber ile mühürlenmiştir, değişim yoktur. Hadis yazı ve ezber ile mühürlenmemiştir ve insanlara rahat düşünce ortamı hazırlamıştır. Fakat belli bir eğitim ve birikim olmadan da âyet ve hadislerin anlamları üzerinde yapılan yorumlar “özgür düşünce” kabul edilemez. Bilmediğimiz bir konuda “ahkâm kesmek” yanılgısına götürür.<br />
(Kur’an ve Hadis bilimlerinin bu konudaki teknik kurallarını ilahiyat ders kitaplarından okuyabilirsiniz.)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İz'ân tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1912</link>
		<dc:creator>İz'ân</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 21:09:02 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1912</guid>
		<description>DİNLEME SANATI

- Yıllar evvelce idi, bir matematik profesörü arkadaşım Japonya’ya gidecek. Gitmeden evvel bana Japonya’dan bir arzun var mı dedi. 

Ondan şunu istedim. Tokyo’da ana caddede en büyük kitapçıya gir ve sor: "Sizde Güzel Konuşma Sanatı üzerine kaç kitap var? Güzel Dinleme Sanatı üzerine kaç kitap var?" Tek istediğim rakamlar ve oran!.. 

Arkadaşım gidip sorar ve öğrenir. 

Konuşma Sanatı üzerine 3 kitap, Dinleme Sanatı üzerine 21 adet kitap var!.. 

Henüz ben Türkiye’de Dinleme Sanatı üzerine kitap görmedim efendim. 

Konuş diye başlayan kutsal kitap yok. Kur’an'ımız Oku diye başlar. 

Mesnevi Bişnev: Dinle diye başlar. 
İki kulağımız bir ağzımız var. 
Bir söyle iki dinle. 
Dinlemek çok ince bir mekanizmadır.

Dinleme Sanatı; sadece karşıdakinin söylediklerini anlamak değil, aynı zamanda söyleyemediklerini de anlayabilme sanatıdır. 

Böyle diyor Japonlar. Dinleme sanatına önem vermemekle çok şey kaybettik. Sanki pek çok insan konuşma yarışına çıkmış. Devrilen çamların, kırılan gönüllerin farkında mıyız?.. 

Konuşmak çok dikkat, itidal,teenni ister. Çünkü bir kalp yarası bazen bir ömür boyu kanar!..

Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz (Yunus Emre)

Bir Muhabbet Çınarı:
http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/birmuhabbet.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>DİNLEME SANATI</p>
<p>- Yıllar evvelce idi, bir matematik profesörü arkadaşım Japonya’ya gidecek. Gitmeden evvel bana Japonya’dan bir arzun var mı dedi. </p>
<p>Ondan şunu istedim. Tokyo’da ana caddede en büyük kitapçıya gir ve sor: &#8220;Sizde Güzel Konuşma Sanatı üzerine kaç kitap var? Güzel Dinleme Sanatı üzerine kaç kitap var?&#8221; Tek istediğim rakamlar ve oran!.. </p>
<p>Arkadaşım gidip sorar ve öğrenir. </p>
<p>Konuşma Sanatı üzerine 3 kitap, Dinleme Sanatı üzerine 21 adet kitap var!.. </p>
<p>Henüz ben Türkiye’de Dinleme Sanatı üzerine kitap görmedim efendim. </p>
<p>Konuş diye başlayan kutsal kitap yok. Kur’an&#8217;ımız Oku diye başlar. </p>
<p>Mesnevi Bişnev: Dinle diye başlar.<br />
İki kulağımız bir ağzımız var.<br />
Bir söyle iki dinle.<br />
Dinlemek çok ince bir mekanizmadır.</p>
<p>Dinleme Sanatı; sadece karşıdakinin söylediklerini anlamak değil, aynı zamanda söyleyemediklerini de anlayabilme sanatıdır. </p>
<p>Böyle diyor Japonlar. Dinleme sanatına önem vermemekle çok şey kaybettik. Sanki pek çok insan konuşma yarışına çıkmış. Devrilen çamların, kırılan gönüllerin farkında mıyız?.. </p>
<p>Konuşmak çok dikkat, itidal,teenni ister. Çünkü bir kalp yarası bazen bir ömür boyu kanar!..</p>
<p>Söz ola kese savaşı<br />
Söz ola kestire başı<br />
Söz ola ağulu aşı<br />
Yağ ile bal ede bir söz (Yunus Emre)</p>
<p>Bir Muhabbet Çınarı:<br />
<a href="http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/birmuhabbet.html" rel="nofollow">http://www.sufizmveinsan.com/sohbet/birmuhabbet.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>bir'ol tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1899</link>
		<dc:creator>bir'ol</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 10:39:48 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1899</guid>
		<description>Hay ağzına sağlık Kemal bey. Bu yazıyla sırılsıklam ettin bizleri :-)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hay ağzına sağlık Kemal bey. Bu yazıyla sırılsıklam ettin bizleri <img src='http://www.adrese.com/yorumsuzblog/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Hamd tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1897</link>
		<dc:creator>Hamd</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 09:42:39 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1897</guid>
		<description>Sevgili Kemal Bey, taleb etmeyi hatırlattığınız için Allah razı olsun sizden. Taleb de şükür var gerçekten, taleb de ilme saygı var gerçekten, taleb de sen diledikçe gelende  özden çıkma girişimleri var gerçekten, taleb yerini haddini bildiren bir gerçeklik gerçekten. Talebde ısrarlı olmak inancın gücünü ortaya çıkaran, yıllarca  zindanda bekleyip de zerre kadar inancında noksanlık olmayanlarla birliktelik gerçekten, taleb  karanlık ve sis bastığında yegane yoldaş gerçekten, aydınlığı hatırlatan. Taleb eden öz ve yapı talebinde gerçekten. Geriye talebe cevap verenin talebeye ikramı kalır gönlünce.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Kemal Bey, taleb etmeyi hatırlattığınız için Allah razı olsun sizden. Taleb de şükür var gerçekten, taleb de ilme saygı var gerçekten, taleb de sen diledikçe gelende  özden çıkma girişimleri var gerçekten, taleb yerini haddini bildiren bir gerçeklik gerçekten. Talebde ısrarlı olmak inancın gücünü ortaya çıkaran, yıllarca  zindanda bekleyip de zerre kadar inancında noksanlık olmayanlarla birliktelik gerçekten, taleb  karanlık ve sis bastığında yegane yoldaş gerçekten, aydınlığı hatırlatan. Taleb eden öz ve yapı talebinde gerçekten. Geriye talebe cevap verenin talebeye ikramı kalır gönlünce.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Dua tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1891</link>
		<dc:creator>Dua</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 06:22:51 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1891</guid>
		<description>Dinlemek herkesin harcı değil, 40 yıllık hayatımda dinlemenin hasını yapan bir kişi ile tanıştım, o da bir bayan arkadaşımdı. 'Her konuşan, dinleyenine göre anlam bulur'u onun dinleme güzelliğinde keşf etmiştim. Öyle bir dinleyişi vardı ki, siz doğru konuşmayı kutsal sayıyorsunuz, boş konuşamıyorsunuz onun karşısında, öyle bir dinleyiş ki bir oluyorsunuz, içinize işliyor  dinlemedeki masumluğu, gözlerle, tüm duyularla adeta. 

Dinlemeyi bilene veya bilenle karşılaşıldığında konuşmak da, konuşmamak da bir oluyor zamanla. Konuşmadan konuşuyorsunuz  ve onun sunduğu dinleme sizi sarıveriyor, siz konuşmamanın keyfini  sizi can kulağı ile dinleyenden öğreniyorsunuz.

Çığlıkları duymak istemeyen var sus der, çığlıkları duymak isteyen var can kulağı ile dinler. Gürültü beni rahatsız etmiyor artık, hepsinin çığlığını duydukça çığlıklarımı hatırlayıp sevgiyi öğrenmeye çalışıyorum onlarla..  Yunus'un susması  belki gün ola şöyle anlaşılacak dünyamda;
Çığlıkları duyduğunda elinden gelen yetersiz olduğunda içinden rabbine seslenişi ve o çığlıklara duacı oluşuyla, çığlıklarına cevap bulmalarını dilemekle... Duacı olan yunuslar da nasıl etkilemesin kalpleri.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Dinlemek herkesin harcı değil, 40 yıllık hayatımda dinlemenin hasını yapan bir kişi ile tanıştım, o da bir bayan arkadaşımdı. &#8216;Her konuşan, dinleyenine göre anlam bulur&#8217;u onun dinleme güzelliğinde keşf etmiştim. Öyle bir dinleyişi vardı ki, siz doğru konuşmayı kutsal sayıyorsunuz, boş konuşamıyorsunuz onun karşısında, öyle bir dinleyiş ki bir oluyorsunuz, içinize işliyor  dinlemedeki masumluğu, gözlerle, tüm duyularla adeta. </p>
<p>Dinlemeyi bilene veya bilenle karşılaşıldığında konuşmak da, konuşmamak da bir oluyor zamanla. Konuşmadan konuşuyorsunuz  ve onun sunduğu dinleme sizi sarıveriyor, siz konuşmamanın keyfini  sizi can kulağı ile dinleyenden öğreniyorsunuz.</p>
<p>Çığlıkları duymak istemeyen var sus der, çığlıkları duymak isteyen var can kulağı ile dinler. Gürültü beni rahatsız etmiyor artık, hepsinin çığlığını duydukça çığlıklarımı hatırlayıp sevgiyi öğrenmeye çalışıyorum onlarla..  Yunus&#8217;un susması  belki gün ola şöyle anlaşılacak dünyamda;<br />
Çığlıkları duyduğunda elinden gelen yetersiz olduğunda içinden rabbine seslenişi ve o çığlıklara duacı oluşuyla, çığlıklarına cevap bulmalarını dilemekle&#8230; Duacı olan yunuslar da nasıl etkilemesin kalpleri.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>kenan tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1890</link>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 04:00:26 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1890</guid>
		<description>&lt;em&gt;Ey “suskunlar!”
Siz belki “konuşmak” istemiyorsunuz ama “bizim” sizleri “dinlemeye” ihtiyacımız var.

Hâlâ “asr-ı saadette” olduğu gibi.&lt;/em&gt;

(bizler hikmet avcıları) tüm ruhumuzla, bedenimizle AN içre dinlemeyi seviyoruz... dua ve himmetlerle.. bekliyoruz...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><em>Ey “suskunlar!”<br />
Siz belki “konuşmak” istemiyorsunuz ama “bizim” sizleri “dinlemeye” ihtiyacımız var.</p>
<p>Hâlâ “asr-ı saadette” olduğu gibi.</em></p>
<p>(bizler hikmet avcıları) tüm ruhumuzla, bedenimizle AN içre dinlemeyi seviyoruz&#8230; dua ve himmetlerle.. bekliyoruz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nazan  öztürk tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1884</link>
		<dc:creator>nazan  öztürk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Mar 2008 22:55:27 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1884</guid>
		<description>TEŞEKKÜRLER.......
 Yine bir  solukta  okudum,  yine  o tadı  aldı, yine  kanatlandı  gönlüm. Bazı  sorular da  oluştu sizi  okurken kafamda, beni aydınlatırsanız  sevinirim. Ayet  hadis  ve  kutsi  hadis  farkını  bu  isteksiz  konuşma  bağlamında  nasıl  anlayabiliriz. Oldum  olası  özellikle  kutsi  hadisin  ayetten  farklı  yönünü  algılamakta  zorlanmışımdır.
   
Sizin  ve  katkılarından  oldukça  yararlandığım yorum yazan  okurların  cevapları  için  şimdiden  teşekkür ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>TEŞEKKÜRLER&#8230;&#8230;.<br />
 Yine bir  solukta  okudum,  yine  o tadı  aldı, yine  kanatlandı  gönlüm. Bazı  sorular da  oluştu sizi  okurken kafamda, beni aydınlatırsanız  sevinirim. Ayet  hadis  ve  kutsi  hadis  farkını  bu  isteksiz  konuşma  bağlamında  nasıl  anlayabiliriz. Oldum  olası  özellikle  kutsi  hadisin  ayetten  farklı  yönünü  algılamakta  zorlanmışımdır.</p>
<p>Sizin  ve  katkılarından  oldukça  yararlandığım yorum yazan  okurların  cevapları  için  şimdiden  teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İz'ân tarafından</title>
		<link>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1881</link>
		<dc:creator>İz'ân</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Mar 2008 22:24:09 +0000</pubDate>
		<guid>http://yorumsuzblog.adrese.com/suskunlar/#comment-1881</guid>
		<description>"Söylememek harcısı; söylemenin hasıdır
Söylemenin harcısı; gönüllerin pasıdır"
BİZİM YUNUS

Söylememek; aslında söylemenin has şekli imiş. Söylemeyenin gönlünden duyulan ise gönül pasını silermiş... Böyle buyurdu BİZİM YUNUS.

Tebrikler Kemal GÖKDOĞAN.
Yunus çağlayanı sizin kalbinizden de yansıdı ya bizlere.. Şükürler olsun...

Selam olsun Yunuslara...
Selam olsun Muhammedi Aşkı Yunusça yansıtanlara...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Söylememek harcısı; söylemenin hasıdır<br />
Söylemenin harcısı; gönüllerin pasıdır&#8221;<br />
BİZİM YUNUS</p>
<p>Söylememek; aslında söylemenin has şekli imiş. Söylemeyenin gönlünden duyulan ise gönül pasını silermiş&#8230; Böyle buyurdu BİZİM YUNUS.</p>
<p>Tebrikler Kemal GÖKDOĞAN.<br />
Yunus çağlayanı sizin kalbinizden de yansıdı ya bizlere.. Şükürler olsun&#8230;</p>
<p>Selam olsun Yunuslara&#8230;<br />
Selam olsun Muhammedi Aşkı Yunusça yansıtanlara&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
