Reklam çubuğunu görmek istemiyorsanız ve daha hızlı olmak istiyorsanız lütfen bu adresimizi kullanın..

Prof.Dr.Sn. Ali BARDAKOĞLU’na Açık Mektup (2)

// 28 Kasım 2007

FE EYNE TEZHEBUUUNNN ???!!!…
Sn. Bardakoğlu;
Zat-ı Alilerine daha önce yazdığımız, ülkemizde yaygın resmi din anlatımını sorgulayan gayet ciddi sorularla hazırlanmış mektubumuza değil cevap vermek, Din İşl. Yüksek Kurulundan bir yetkiliye havale etme gereği bile duymadınız!..

http://yorumsuzblog.adrese.com/diyanet-isleri-baskani…

Tabii konu; Dinimiz olunca malumunuz bu iş sadece kurumunuzun tekelinde değil! İnancımız onurumuz, inancımız varlık şerefimiz, inancımız insanlık haysiyetimiz olduğu için biz inanca dokunan her konuda sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz!..

http://www.cafesiyaset.com/haber/20071127/Bu-kadari-olmaz-dedirten-cumle.php

Haberi okuyunca kanımız dondu Sn. Bardakoğlu!

Rasülullah (sav) Efendimizin Hadislerini ayıklama gibi beyanlar bazı İlahiyat Profesörlerinden açığa çıktığında “Nasılsa bunların meşrep ve algıları malum” demiş, fazla önemsememiştik. Ama bu haberde okuduk ki; zat-ı alinizin uhdesi ve sorumluluğu altında olan bir kurumda hadisler ayrıştırılıyor, ayıklanıyor.

Ne adına? Aman diyalog çalışmalarında omuz omuza olduğumuz Hristiyan ve Yahudi Dostlarınız (!) rahatsız olmasınlar adına! Yani Hristiyan ve Yahudi rahatsız olmasın diye İslam’ı örtmek öyle mi?..

Rasülullah (sav) Mekke devrinde inancından taviz koparacak hiçbir uzlaşmayı “Güneşi sağ elime ayı da sol elime verseniz, Vallahi davamdan dönmem” diyerek kabul etmedi.

Sahabe, taviz almak isteyenlere direnmek adına malını, yurdunu terk etti, o uğurda gözünü kırpmadan canını verdi, şehadet şerbeti içti!..

Medine döneminde, reislik yada devlet başkanlığı beklemeyen Rasülullah (sav); Medine ahalisine ve orada azınlık durumunda olan Hristiyan ve Yahudilere birlikte yaşam projesi olarak öne çıkan; dünyanın ilk yazılı anayasası, ilk çok uluslu yaşam belgesi Medine Vesikasında da inancından zerre taviz vermemişti!..

Size ne oluyor ki; birilerine şirin gözükmek için Hadis ayıklıyorsunuz Sn .Bardakoğlu?..

Size ne oluyor ki, Camimize asılacak ayeti; Yahudi ve Hristiyanları göze alarak belirliyorsunuz Sn. Bardakoğlu? Mütareke günlerinde, işgal yıllarında mıyız ki; kendi camimize asılacak olanı, kendi kitabımıza yazılacak olanı gayri müslimlere göre belirliyorsunuz?…

Size başlıktaki ayetle soruyorum: FE EYNE TEZHEBUUUNNNN! (Tekvir-26)

NEREYE GİDİYORSUNUZ ???!!!…

Vefa CEYLAN
www.yorumsuzblog.net.tc
vefa_ceylan@hotmail.com

Diyanete sorular için:
diyanet@diyanet.gov.tr

Kategori: Vefa Ceylan

Bu Yazıyı yazdır Bu Yazıyı yazdır


11 Yorum >> “Prof.Dr.Sn. Ali BARDAKOĞLU’na Açık Mektup (2)”

Bu yazı için yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden Geri izleme yapabilirsiniz.
  1. YAREN Yazmış:

    Acaba Allah’ın kitabını yeterince anlamıyoruz diye, Allah üzerimizde ki nimeti alıyor mu? Allah’ın Resulunun yüzü suyu hürmetine, bizi heva ve nefislerine uyanlardan eyleme… Resulunu her anda anlayanlardan eyle. AMİN.


  2. Özlem Yazmış:

    Gidilen yoldan bi haberler mi ki, konuştuklarından haberleri olsun?…


  3. banazlı Yazmış:

    Bu siteyi siyasete bulaştırmayın. Size ne siyasetçilerin devlet bürokratlarının ne yaptığından. Hadisler bu ülkede mi belirleniyor? Kendi işinize bakın.


  4. Mahir Yazmış:

    Sayın banazlı söz konusu peygamber hadisi nasıl bunlar söylenmez bu sitede yapmayın lütfen.


  5. banazlı Yazmış:

    Hadislerin arkasındaki güç onları korumaya yeter. Bu tür vızırtılar gelir geçer, sahibinden başkasına zarar vermez. Biz imanımıza bakalım, hangi hadisleri beynimize kimsenin silemeyeceği kadar yazabilmişiz?


  6. birol Yazmış:

    sevgili kardeslerim busaatten sonra kuran ve hadislere kimse zarar veremez cenabi allah; onu biz indirdik koruyacak olanda BIZiz BIZ,diyor!aklima kabeyi yikmaya gelen ebrehe ye bana devemi verin demis bir sahabi,ebrehede:ben kabeyi yikmaya geliyorum sen devenin besine düsmüsün bu ne is demisya,sahabede;kabenin sahibi var bana deve lazim kabeyi sahibi korur,, ne güzel tevekkül degilmi? ALLAHa güvenin yeter!


  7. faik Yazmış:

    “Müminlerden başkasıyla arkadaş olma. Yemeğini de ancak Allahtan sakınanlar yesin” hadisini; (Hz.İbrahim(A.S.) yemeğini iman etmeyen birine yedirmemesi üzerine, Allah tarafından vahiyle uyarılması olayını da düşünerek)nasıl anlamalıyız?…


  8. dua Yazmış:

    Yasanan iki durum bardagi tasiran damlalar gibi gosterilmis linkteki yazida.

    Ortada hadislerin ortadan kaldirilmasi durumu yok bence, ayetlerin yasaklanmasi da sozkonusu degil (en azindan bu gosterilen delillere dayanarak bir cikarim yapiliyorsa). Referans gosterilip kanimiz dondu denen yazi bana pek objective gelmedi.

    linkteki yazidan alinti:
    ===============
    “Geçen haftaki tartışmayı da biliyorsunuz. İstanbul’daki Zeynep Sultan Camii’nin Panosu’na “Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin..” ayeti yazıldığı için ortalık karışmıştı. Caminin İmamı; “Sakın bir daha böyle şeyler yazma!” diye ikaz edilmişti!”
    Neymiş camiye turistler geliyormuş.

    Şimdi bizim bazı aklıevveller dinlerarası diyalog ve medeniyetler ittifakı adına böyle işler yapıyor …
    =============================

    Bu yasanan durumun, Allah’in ayetini yasakliyorlar diye algilanmasina sasirdim acikcasi.

    Sanirim yorumsuz blog okuyucularinin “Kuran’in Ruhunu Anlama” konusunda dusunmuslukleri vardir. Bir butunun icinden, “Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin..” ayetini alip, cami panosunda sunmak!?; cami panosuna ayet yazilmasinin amaci her ne ise acaba o amaca hizmet ediyor mudur? Bu ayetin hangi kosul, zaman veya olay sonrasinda, vahyolundugundan herkes haberdar midir? Bence bu ayet yerine toplumun baris ve huzuruna vesile olacak ayetleri kamusal alanda nazara vermek daha uygun olurdu ve bu konuda cami imamina uyarida bulunulmus olmasi hic de Kuran ruhuna ters bir durum degildir.
    Cami panosuna ayet asmak bir farz ibadet midir, yoksa sunnet midir, evet guzel bir amacla asildigi tahmin edilebilir. Peki siz cami imami olsaniz hangi ayetleri secerdiniz?? “Yahudileri ve Hristiyanlari dost edinmeyiniz” ayetini secer miydiniz.

    Yenilenmeli, imamlar, kurumlar, biz…

    Bir de yazidaki ilk konu, hadislerin cikartilmasi, kuruldaki bir kisinin gorusu imis ve uygun bulunmamis zaten.

    Yazarin ilk mektubunu bu ikincisinden sonra okudum. Önemli noktalara deginilmis. Özellikle okul din kitaplarindaki tanimlamalar, anlatimlar vs. kesinlikle gozden gecirilmeli, yenilenmeli.

    Yanlis ifade etmis olmayayim, ilgili kurumun savunucusu degilim, ama ortadaki ornekler bana ters bir durum ifade etmedi sadece. Ancak din kitaplarinda okutulan pek cok sey var ki, hakikate ters durumlar ifade ediyor.

    Evet, YENILENMELI.


  9. Ersin Yazmış:

    Diyanettir bu… İLAHiyatçıdır onlar tanrının gözüne girmek adına pek çok şey yaparlar, her yaptıklarında kendilerini hep doğru görürler. Zira onlar tek tanrılı, adına müslümanlık dedikleri bir dine iman etmektedirler. Ondan sonra da tek tanrılı dinler kisvesi altında Yahudilikle Hiristiyanlıkla ortak noktalarda buluşmak istemektedirler, Allah ismi ile işaret edilenden “Bi” haber olarak. Bundan daha doğal ne var ki arkadaşlar. Ülkemizde medyada çeşitli ünvan ve kisveler altında açıklama yapanlar, camilerde düşünme, tefekkür etme, sorgulama ve araştırmadan yoksun bu fonksiyonları iptal edilmiş, tanrı inancına yönelik robot gibi progranlanmış 657′ye tabi olanlar halkımıza, “Allah adını etiketledikleri” tek tanrılı müslümanlık dinini anlatmıyorlar mı?… Niçin kızıyorsunuz diyanete… Onlar değil mi üstadın eserlerine en acımasız sansür uygulayanlar? Boşuna diyanet işleri başkanlığını da sorular sormayın cevap alamazsınız. Çünkü sizin sorduğunuz sorular cevap verecek ilim yok onlarda… Eskiden arasıra giderdim camiye, katlanırdım tanrı inancında olanlara, sırf hakikati anlatmak babında. Ama artık tanrı kavramı ve inancı midemi bulandırıyor, adeta tiksiniyorum. İnanın kendimde zorunluluk hissetmesem Cuma namazına dahi gitmeyeceğim. Her hafta hoca kisvesinde kişilerin tanrı inancına yönelik hutbeleri, hikmetsiz, irfansız ilimsiz kuru ve içi boş açıklamalarına, koyun gibi güdülen halkımıza artık tahammül edemiyorum. Hoca kisvesindeki şahsın içi boş uzun uzun demogojilerini dinlemek, sonra da farzdan sonra selam verilince insanların adeta oh be kurtulduk diyerek kaçışını seyretmek gerçekten zor geliyor… Ya o saçma sapan hutbeleri kim hazırlıyor diyanet değil mi ?

    Ne diyor ayet :
    “La yemessuhû illel mutahharûn.” (56.Vakıa:79)
    “O’na arınmamışlar (şirkten temizlenmemişler) dokunmasınlar –dokunmazlar!..”

    Diyanet şirkten arınamadığı sürece, kafalarındaki tanrı inancından kurtulup, Allah ismi ile işaret edileni anlamadıkları sürece, Rasulullah (a.s.m) ile ilgili peygamber düşüncesinde oldukları sürece diyanetten hiç bir şey beklemeyin. Zira ben çok konuştum onlarla insanın gözüne uzaydan gelmişsin gibi bakıyorlar…

    SONUÇ : Herkes kendine kolaylaştırılanı başarıyor. Biz de bu olayları yaşayarak yontuluyoruz. Allah bilincimizin tekamül sürecinin kesileceği o anı hayır eyleye…


  10. bir'ol Yazmış:

    ‘İnsan önce kendi kapısının önünü süpürmeli!’ Demiş atalarımız. Bunu niye söyledim? Çünkü bunu ben çok yaşadım. Bizim ailenin yaşlıları ile yaşadığım pisikolojik savaşlar yani..
    Cumhuriyet döneminden sonra kurulmuş olan bürokratik din anlayışını onlar o kadar benimsemişler ki, onlara bunun yanlış olduklarını anlatırken beni kıyamet alameti olarak görmeleri müthiş, ben sülalenin kıyamet alametiyim :) ..
    .. Şimdi bendeniz kendi kapımın önünü süpürememişken, bu çöpleri nasıl süpürücem?..


  11. Seyyah Yazmış:

    Hadislerin örtülüp gizlenmesine karşıyım…

    Dinin bir kısmının öne çıkarılıp bir kısmının sessizce saman altı edilmesine karşıyım…

    Din her yönüyle göz önünde olmalı…

    İnsanlar hem “dinde zorlama yoktur” ayetine, hem de “dininden döneni öldürün” hadisine eşit şekilde ulaşıp değerlendirebilmeli…

    Dünyanın öküzün boynuzunda olması,
    İyi kadının alaca kargaya benzetilmesi,
    Kadının kocasının vücudundaki irini yalamasından bahsedilmesi,
    Cehennemde en büyük azabın ressamlara olması,
    Yemeğe konan sineğin bir kanadında zehir bir kanadında panzehir bulunduğu ve bunun için iki kanadının da yemeğe batırılması gerektiği,
    Tükürükle tedavi,

    vs.vs.vs.

    Gibi birçok ilmi(!) gerçekler ve ilahi(!) sırlar barındıran hadisler hiçbir makaslamaya uğramadan insanlarımızla buluşturulmalı. Ki dini veriler daha doğru şekilde anlaşılıp, değerlendirilebilsin…

    Ayrıca, “kale gibi sağlam” olarak nitelenen bu hadis kitaplarında yalan rivayetler olsaydı, “hatemün” nebi manevi yoldan olaya müdehale etmez miydi? Etmezse bu tutum “dininizi kemale erdirdim” ayetiyle bağdaşır mıydı? Elbette hayır!..

    Dolayısıyla müslümanların, “Kuran-Allah sözü bize yeter” diyen bazı ilahiyatçı prof.ların aksine hadisler konusunda şüpheye düşmesine hiç gerek yok; hepsi kale gibi sağlamdır, sahihtir! Zaten yine bir başka hadiste, hadislerin sağlamlığı bizzat peygamber tarafından güvence altına alınıyor! (Biraz döngüsel mantık oldu ama neyse…)

    Hasılı, “Rasulallah merkezli din” anlayışına devam!


YORUMLAYIN


noktaa

Yorumsuz Blog'un Yayın İlkeleri 'ndeki Yayın İlkeleri ve Yayın Şartları başlığı altındaki koşulları okudum.