Geçen hafta sonu; iki tam gün, reiki (yaşam enerjisi) seminerine katıldım..
“Re= İlahi, nur, hayat…
Ki= Nefesle bağlantılı enerji anlamına geliyormuş.. ”
Felsefesi ise; anladığım kadarı ile, ‘evrende herşey titreşimdir’den yola çıkarak o titreşimle aynı olabilmek ve o enerjiye kanal olup hem kendini hem de tüm varlığı her konuda şifalandırmaktır… Devamı »
“Özetle televizyonun tüpünün yüzeyine elektron bombardımanı olur, ekranda nokta olarak oluşur… Bizim gözümüz o noktaları resim olarak algılar… Noktalar sürekli değişerek, noktalardan oluşmuş var sanılan resimler değişir sanılır… Noktaların değişimini, resimlerin değişimi algısı, resimlerin değişimi algısını da film izliyoruz algısı takip eder… Biz neden öyle algılarız… Çünkü noktaların değişimi çok hızlı olmakta, biz bunu fark edememekteyiz… Devamı »
“Nûr”, “bir Allah dostu”, “kerâmet”, “ilk basamak” ve “son durak Allah’a ulaşamamak” boyutları arasında geçen bir yolculuk hikâyesi
Şehirler arası otobüs yolculuklarını çok severdim. Yolculuk eski Topkapı Otogar’ından başlıyorsa çok daha zevkli olurdu. Otobüsler garajda ileri geri manevra yaparken aralarındaki mesafe otuz santime kadar düşerdi. Hiç kimse telaşlanmazdı. Çünkü kendine güvenmeyen, usta kaptan olmayan Topkapı garajında direksiyonun başına geçmezdi… geçemezdi. Orada kaptanlık cesâretten çok tecrübe, sabır, çelik gibi sinir ve toprak gibi sükûnet istiyordu.. Devamı »
Tanıtım 1.Bölüm 2.Bölüm 3.Bölüm 4.Bölüm 5.Bölüm 6.Bölüm 7.Bölüm
YA’KÛB KELİMESİNDEKİ RUH’A AİT HİKMETİN ÖZÜ
…uyarı…
…tüm örneklemeler beş duyu mantığının dört boyutlu evrenine hitap etmek için oluşturulmuş mecazlardır, zâhirî ve bâtınî olarak hiçbir görüntüsel değerleri yoktur…
(((… Bu bölüm ‘ruhun hikmeti’ olarak isimlendirilmesine rağmen İbn Arabî yaşadığı dönem gereği ruhun yapısal özellikleri konusuna hiç değinmemiştir. Ruhun güçlenmesi konusunu din gerçeğinin anlaşılmasına bağlamıştır. Ağırlıklı olarak da ‘sâid ruh‘ ve ‘şâkî ruh‘ bilgisini açmıştır. Bölüm ismini tamamlaması amacıyla ruh hakkında Kur’an, Hadis, çağdaş bilimlere dayanılarak yapılan ilmî açıklamaları bölüm sonuna ekledik. …))) Devamı »
“Artık, enerjimizi arttırabilir ve rastlantıları bilincimizle değerlendirebiliriz. Böylece evrimimizi ileriye doğru hızlandırır, titreşimlerimizi yükseltebiliriz.”
(…) “Kaderimiz enerji düzeyimizi yükseltmeye devam edecektir. Enerji düzeyimiz arttıkça, vücudumuzdaki atomların titreşimlerinin düzeyi artacak.”..
(…) “Titreşimlerimizi aynı düzeyde tutamıyoruz. Korku, titreşimleri büyük ölçüde etkiler.”.. Devamı »
Tabular genel olarak orijinale dayanmayan dini inançların köklerinden/ derinlerinden doğmaktadır. Bu tabular hangi toplumların derinlerinden yeşerirse, o toplumların örf, adet, anane gibi güncel ve sosyal yaşamlarına kadar dallanır budaklanır ve o toplumların bilinç altlarına kadar kanser gibi yayılarak iyice yerleşir. Sanırım bu kemikleşmiş tabular, günümüz dünyasının Hıristiyan, Müslüman, Budist vs. vs. gibi bir çok inanç kitlelerini derinden etkilemektedir.. Devamı »
Yaklaşık bir yıl önceydi. Asla kabul edemeyeceğim bir olay yaşadım; ummadığım şekilde.. Ciddi bir duygusal travma geçirdim.. Toplayamıyordum kendimi bir türlü ve içimi saran vehim dalgaları ve isyan ile daha bir çok olumsuzluğu yaşamıma çekiyordum.. Engel olamıyordum çünkü vehim, acı ve olay bana hakimdi… Devamı »
Sözü kimin söylediği değil, ne söylendiğidir önemli olan. Bu pencereden baktığımızda isimsiz yazıları ve yorumları farklı bir gözle görürüz herhalde…
İsimsiz yorum yazmak her zaman korkaklık değildir. Bazı durumlarda egodan sıyrılmanın göstergesi bile olabilir.
Hele hele söylenen sözden çok o sözü kimin söylediğine bakılan bir kültürde yaşıyorsanız…. Devamı »
“Ya huuu, her gün belki yüz kere “euzü….” çekiyoruz, ama hiçbir şey olmuyor!. Bu ne belâdır ki, “euzü çekmek” kâr etmiyor!..
Etmez dostum, etmez!.. “Euzü çekmek” boştur; hiç kâr etmez bu belâya!.
Sen, tıpkı bir ses kayıt cihazının tekrarlaması gibi, ezberlemiş olduğun kelimeyi tekrar ediyorsun!. Buna “çekmek” demişsin!. Ömür boyu çekersin elbette daha!.” (AHMED HULÛSİ -İNSAN VE DİN -KANMAYIN)
Evet Üstad Ahmed HULÛSİ çekmek değil, OKU’mak lazım diyor!.. Çekerken OKU’yorsan ne ala!.. OKU’madan çekiyorsan boşuna!.. Namazda da OKU’madan çekiyorsan boşuna!.. Sahibini Allah’tan uzaklaştıran, sahibine yorgunluktan başka bir şey kazandırmayan, yüze çarpılacak olan namazlardan bahsediliyor!.. Salatı ikame edenler OKU’r; namaz kılanlar çeker!!! Devamı »
![]()
Hicretten sonra 150 yılında (miladi 767) Resulullah a.s.’ı dünya gözüyle görmek lutfuna nâil olmuş “gerçek sahabeler”den kimse kalmamış, hepsi Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. O “Güzel İnsanlar” Allah Resulünden doğrudan aldıkları Allah’ı ve insanı tanıma ilim ve irfanını kendi safi gönüllerinin rengi ve kokusuyla yaymışlardır.. Devamı »
Aşk bahçesinden güller dereriz. Biz cânânı candan severiz. Her gece aşkın sevdasıyla mestiz. Bu sarhoşluğu her daim ganimet biliriz. Dillerde nağme olur zikrimiz. Ehli Beytin aşkıyla kendimizden geçeriz. Ali ile Muhammed’in aşkına sema ederiz. Sema melekleriyle daimi secdedeyiz. Secdenin coşkusuyla sürekli vecdedeyiz. Güzel Şâhın kapısında birer eşiğiz. İdris Nebiye hulleler biçeriz.. Devamı »