Reklam çubuğunu görmek istemiyorsanız ve daha hızlı olmak istiyorsanız lütfen bu adresimizi kullanın..

Sinsi ve Habis

23 Ekim 2007 | Mehmet Doğramacı | 9 Yorum »

Yaşı 40 ve üzeri olanlar hatırlayacaktır. Din ve Ahlak Bilgisi dersleri vardı. Ahlak kısmını hiç sormayın. Ortaokul çocuklarına erdem, vicdan, tutum kavramları çerçevesinde felsefi bir ahlak sunulurdu ki; anlayana aşk olsun!.. Dine dayanmayan ahlakın ne kadar sığ, sıkıcı ve de ruhsuz olduğunu o yıllardan bilirim. Eflatun, Aristo gibilerden kırık dökük tercüme ile kültürümüze adapte edilmeye çalışılan konularda, insanın gönlüne hitap eden titreşimleri hiçbir zaman duyamadık. Devamı »



Beyin Fırtınası (14)

22 Ekim 2007 | Beyin Fırtınası | 14 Yorum »

Konu: PUT
Mekke Müşrikleri putlara tapmakta idiler. Helvadan, Taştan, Ağaçtan, Hamurdan putları vardı. Bir olan Allah’ı tanımalarına set çekti putları.

Kâbe; Nübüvvetin başlamasından Mekke Fethine kadar Putlarla dolu idi. Fetih Günü Efendimiz(s.a. v.) hepsini kırıp dışarı attı. Büyük Puta sıra gelince Hz. Ali (k. v.) ye : ”Omzuma çık onu kır” buyurdu. Ali (kv) Rasülümüz (a. s.) ın omzuna bastı ve büyük putu yerle bir etti. Artık Kâbe’de putlar olamayacak; arınmış Kâbe kıblegah olarak Tevhid-Teklik yaşanacaktı… Devamı »



Onlar da fark etsin (mi?)

22 Ekim 2007 | Mehmet Doğramacı | 17 Yorum »

Tasavvufla ilgilenenlerin sıkıntı çekebileceği bir konu da bildiklerini yakın çevre ile paylaşım. İnsan, yaşadığı güzelliği, fark ettiği gerçeği açmak ister. Bunun altında; “Onlar da fark etsin, onlar da dertlerinden kurtuluversin” şeklinde samimi niyetler yatar.

Niyetin samimiyeti, fiilin doğruluğu anlamına gelir mi?.. “Cehennem; iyi niyet tuğlaları ile örülmüştür” sözü Hz. Ömer(r. a.) e ait. Mutlak Cehennem bir yana; kişi çoğu kere iyi niyetinden dolayı acı ve azap çeker. Devamı »



Gönülsüz Mesih!

19 Ekim 2007 | Ayna ve İnsan, Enerjini Yenile | 18 Yorum »

Şu günlerde okumakta olduğumuz güncel yazıların yarattığı iklime uygun düşebilecek bu yazıyı, okuyamamış ya da yeniden değerlendirmek isteyenler için bir defa daha yayınlıyoruz.. Sevgilerimizle.. (Yorumsuz Blog)

Bir zamanlar billur gibi bir ırmağın dibinde bir köy dolusu yaratık yaşardı.. Irmağın akıntısı hepsinin üzerinden sessizce geçerdi; gencinin, yaşlısının, zengininin, yoksulunun, iyisinin, kötüsünün üzerinden kendi yoluna giderdi, yalnızca kendi billur saflığını bilirdi.

Her yaratık kendisine göre bir yöntemle ırmak dibindeki dallara ve kayalara sıkıca tutunmuştu; çünkü yaşama biçimleriydi tutunmak ve doğduklarından beri bildikleri tek şey akıntıya karşı durmaktı Devamı »



Bir Öykünün Öyküsü

18 Ekim 2007 | Ahmed Bâki | 15 Yorum »

Bir önceki ilgili yazı

Uçsuz bucaksız ormanların çevrelediği küçük bir köy varmış. (İsimlerin işaret ettiği sınırsız mânâlar boyutunun oluşturduğu fakat beş duyu yüzünden ondan ayrıymış gibi görünen, insanların algıladığı küçük bir kesit olan dünya varmış.) Bu köyde yaşayanların hemen hepsi geçimlerini hep ormandan temin ederlermiş. (Beş duyu dünyasında var olan her birimin varlığı, kaynağını, kendilerini var kılan datadan ya da diğer adıyla esma mertebesinden alırmış.) Tüm rızıkları ormandan gelirmiş. (Varlıklarındaki herşey esma mertebesinin hakikatinden gelir ve ortaya çıkarmış.) Onun için ormanı hayatlarının kaynağı gibi görür, onu över yüceltir, ona şükran hissederlermiş… (Görebildikleri hakikat bu kadar olduğu için de, kendilerindeki isimlerin mânâlarının oluşturduğu boyutu yani rububiyeti, tanrı gibi kabul etme, onu övme yüceltme ve ona tapınma gayretine düşerlermiş.) Devamı »



Salih Amelde Zaman Faktörü

17 Ekim 2007 | Nazım Akpınar | 4 Yorum »

Salih amel kavramı Kurân’da birçok ayette vurgulanan önemli bir ibadet yöntemidir. Allah’a B sırrıyla imanın otomatik getirisi olarak açığa çıkan ve imanı bütünleyerek güçlendiren bir özellik taşır. Salah makamının asaleten sahipleri olan Salih insanların vazgeçilmezidir, salih amel. Kapsam olarak da genişlik arz eder. Bahsettiğimiz bu çok yönlülük, salih amelin insanlara faydalı olabilecek tüm güzel fiilleri kapsamasından kaynaklanır. Yol üzerinde insanlara eza verici engelleri kaldırmaktan, engelli insanlara yardıma; hakiki din bilgilerini insanlara ulaştırmadan zekata; hastalara, yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine yardımdan hususi teknik ibadet çalışmalarına kadar bir çok iyi haslet bu kavrama dahildir. Başka bir deyişle, bireyden başlayarak topluma ve insanlık alemine kadar genişleyen bir skalada yer alır salih amel. Devamı »



Hallac-ı Mansur

16 Ekim 2007 | Hallac-ı Mansur, Velî Âlimler | 4 Yorum »

İki rekat namaz kıldı ve şöyle dua etti:

Allah’ım şu anda mevcud olan tüm tecelliler sensin.
Asılmaya giden,
asmaya gelen
ve
asılanı seyredenler yine senin tecellindir.
Benim varlığım senin varlığının beşerîlik serabı,
senin varlığın benim varlığımın ilâhîlik serabıdır.
İki serab da sensin, iki ayrı serab olmadan.
Senin ezeliliğin benim sonradanlığımın tecellisi,
benim sonradanlığım senin ezeliliğinin tecellisi.
Bana verdiğin bu nimetlerin,
güzelliklerin sırları için şükrederim.
Şu topluluk senin kullarındır.
Dinlerine olan sadakattan dolayı
beni öldürmek için toplanmışlar.
Onları affet.
Bana açtığın sırları onlara da açsaydın
bunlar başıma gelmezdi. Devamı »



Beyin Fırtınası (13)

15 Ekim 2007 | Beyin Fırtınası | 11 Yorum »

Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil
. . .
Gönül mü yeğ Kabe mi yeğ, söyle bana aklı eren
Gönül yeğdir zira ki, Hak gönülde tutar durak
. . .
Hak bir gönül verdi bana ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şadi olur, bir dem gelir giryan olur. (Yunus Emre) Devamı »



İşaret Levhaları (Yolu bilmek için mi, yolu yürümek için mi?)

12 Ekim 2007 | Ahmed Bâki | 29 Yorum »

Soru: “Data deyince ne anlıyorsunuz? Bunu bilmek size ne fayda sağladı?” (A.H.)

Kısa bir öykü…

Uçsuz bucaksız ormanların çevrelediği küçük bir köy varmış. Bu köyde yaşayanların hemen hepsi geçimlerini hep ormandan temin ederlermiş. Tüm rızıkları ormandan gelirmiş. Onun için ormanı hayatlarının kaynağı gibi görür, onu över yüceltir, ona şükran hissederlermiş…

Köyün yaşlıları, ormanın derinliklerinde aslında çok daha büyük nimetlerin var olduğundan ve atalarından bazı seçkin kişilerin o nimetlere de erebildiklerinden bahsederlermiş… Devamı »



Iydu’l-Fıtır

11 Ekim 2007 | Mehmet Doğramacı | 12 Yorum »

Konfüçyüs dili çok önemser. “Halkın halini düzeltmek; dili düzeltmekten geçer, çünkü dil düzgün olursa insanlar birbirini güzel anlar ve huzur doğar” der. “Dil, bozulursa din dahi elden gider” diyerek konuyu çok ileri götüren düşünürler de vardır.

Global kültür fırtınası dilimizi ve kavramlarımızı alt üst ede dursun, geleneksel kavramlar dahi bizi nelerden perdelemiş öğrendikçe fark ediyoruz. Devamı »



İkizime Kavuştum

10 Ekim 2007 | Mehmet Doğramacı | 8 Yorum »

Ramazan-ı Şerifin son demleri. Hadis-i Şerifte “Kadir Gecesini son on günde arayınız” buyrulan anları yaşıyoruz. Kadir; gece mi, an mı, idrak sıçraması mı? Yoksa hayatı ve düşünceyi toptan değiştirecek bir farkındalık, ansızın gelişen gelen bir keşf-i şakk mı?.. Herkes bilinç düzeyine göre arıyor, anlıyor ve yaşıyor Kadrini!.. Devamı »



Sayfalar: 1 ... 21 22 23 24 25 ... 30