Reklam çubuğunu görmek istemiyorsanız ve daha hızlı olmak istiyorsanız lütfen bu adresimizi kullanın..

İçsellik - Dışsallık

// 20 Eylül 2007

“Bir ben var benden içre” denmiş. Ne denmek istenmiş? Bu derin anlam içeren cümleyi incelemeye “ben” kelimesi le başlayalım…

“Ben” demekle neyi kastediyoruz? Kendi “zat”ımızı mı? Peki nedir bu “zat”? Neleri içeriyor?… Hani, “bu işi bizatihi ben yaptım” deriz. Buradaki “bizatihi” nedir? Yani o işi “salt” kendimizin yaptığını, bizden başkasının olmadığını, yapanın sadece ve sadece kendimiz olduğundan bahsederiz. Peki, o zaman bu bizim “zat”ımız neyi kapsamakta?

Kişiliğimizi yani bizi biz yapan, yani “ben”i “ben” yapanı… Bu da bazı sıfatlarla olmaktadır. Peki bu sıfatları kim belirliyor?!? Bu sıfatları dışardan bakan gözler mi yoksa biz yani ben mi belirliyor? İçsel bir anlaşma mı yoksa dışsal toplumsal bir antlaşma???…

Gelin fantastik gelebilecek bir yolculuğa çıkalım…

İnsanlığın hizmetine sunulan nano teknolojiden de yararlanalım. Yani mikro olarak ya da bir atom boyutu kadar küçülüp, bir kapsüle konup, bir vücuda enjekte edilelim… Bu fantastik seyahat daha önceki “DNA” yazımda da belirttiğim gibi birebir bir filmin (Innerspace, 1987) konusu olmuştur.

Bir vücudun içinde seyahatimiz başladı…. Etrafımıza baktığımızda neler görürüz? Kan damarları, hücre grupları, hücre gruplarının bulunduğu mekanlar (organlar) sonra bir mekandan başka fonksiyonu olan diğer mekanlara akış… Burada duralım ve bir soru soralım kendimize? Şimdi bu görüntülediğimiz, seyrettiğimiz oluşumlar nerede? Dışımızda mı? Yoksa içimizde mi? Biz nerdeyiz? Bir vücudun içinde mi? O vücud nerede acaba? O da nano olarak bakıldığında macro bir vücutta mı? Aslında burada sorulan sorunun cevabı hep dışarıda!! gibi gözükmekte. Devamlı merkez aldığımız bir noktadan dışarı doğru açılma eğilimi ile baktığımızda, tabii ki beynimizden bize “dışarı” onaylaması yansıyacak.

Meselâ, bir hücrenin dillendiğini hayâl edelim!! Ona soralım; “sen neredesin” diye? Hücre herhalde önce “nerede” kelimesine takılır ve bize garip garip bakar? Çünkü, onun için mekan kavramı yoktur. O sadece kendindeki kodlu bilgiyi işlemektedir. Yani kendisindeki bilgiler dolayısıyla vücuttaki görevini yerine getirmektedir ve kendinde herhangi bir mekân kavramı olmadan bu işleme devam eder. Dolayısıyla da hücre için “dışsallık” diye bir kavram mevcud değildir. Hatta o, hücre grupları ile oluşmuş bir organı bile algılamamaktadır. Algıladığı anda ve bir organın parçası olduğunu kabul ettiği anda, kendini “dışarıda” bulacaktır!! Aslında onu dışarı atan yoktur. O, kendi kendine “dışarı oyunu”nu oynar.

Mikro hücreden makro hücreye yani bize döndüğümüzde de aynı durum geçerli. Dışımızda bir kişiye baktığımızda onu bizim dışımızda algılıyoruz ve o kişiyi kendimizdeki bilgiler kapsamında değerlendiriyoruz ve hatta karşımızdakini kendimizde buluyoruz. Bu buluşu da içsel bir durum olarak kabul ediyoruz. Halbuki bu buluş dahi bir dışşallıktır!!! Karşımızdaki kişi, ne bizim dışımızda ne de içimizde!! Bir düşünün bir hücre, bir hücreye bakıp: “Sen bensin ben de sen” ya da “aslında ben sende kendimi buldum” der mi?!?…

Belki de yaşantımız içinde!! (burada “içinde” diyorum ama içinde demek dışında bir yaşantımızın olduğunu kabul etmek değil aslında) kendimizi bir hücre gibi hissetmek ve tıpkı o hücrenin sorgulamadan kendisindekini açığa çıkararak yaşaması gibi, biz de yaşantımızdaki tüm oluşumları sorgulamadan, kendimizdeki potansiyeli ortaya çıkararak yaşamalı ve dışımızda bir dünya yanılsamasına kapılmadan, dışsallığı bir tarafa bırakıp aslında “içsel” kelimesinin bile hükmünü yitirdiği bir noktada seyrimize devam etmeliyiz.

AylinER
www.yorumsuzblog.net.tc

Kategori: AylinER

Bu Yazıyı yazdır Bu Yazıyı yazdır


(1) Yorum >> “İçsellik - Dışsallık”

Bu yazı için yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden Geri izleme yapabilirsiniz.
  1. faik Yazmış:

    “Bir BEN var benden içre” deki BEN iç-dış, öz-kabuk gibi kavramlardan münezzehtir. Çünkü BEN Ahaddır. Sınırsız-sonsuz-tektir. BENde sınırlılık-sonluluk-çokluk yoktur. BENde bırak hücreyi, insan ismiyle anılan İnsan-ı Kamil sayısız noktalardan bir nokta olup, hiç hükmündedir, varlığı ilmi suretten ibaret, hayal hükmündedir, ademdir, adı var kendi yok.


YORUMLAYIN


gezegenn

Yorumsuz Blog'un Yayın İlkeleri 'ndeki Yayın İlkeleri ve Yayın Şartları başlığı altındaki koşulları okudum.