Bu
yazı için yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0
beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden
Geri
izleme yapabilirsiniz.
Öncelikle merhabalar.. ben yaklaşık 1 yıl kadardır A. Hulusi okuyucusuyum ve bu bloga yeni rastladım. O da ‘Füsus ül Hikem’in 8. bölümü bitince devamını arama yoluna koyulmuşken buldum. İnşallah buradaki herkes birbirinin anlayışını ve hakikati yaşayışını kolaylaştırır. Hoşçakalın
Sevgili Emel Deniz Keskin, burası aynı ruhsal arayışları olanların buluşma yeri.
Kendi adıma konuşursam, tesadüflere inanmayı bırakalı çok oldu, sadece ”tevafuk” var hayatta diye düşünüyorum.
Bizler çekim yasası gereğince, özümüzün en derinlerinden geleni kendimize çekiyoruz.
Ahmed Hulusi’de dinimizi bize en güzel, en çağdaş… yani, 2000′li yılların insanlarına onların anlayacağı dille anlatan, önyargıların ötesine geçilmesine aracı olan, bilimle dini, dinle bilimi, mantıkla sezgiyi, yani sağ beyinle sol beyini buluşturan bir düşünür, bir mutasavvıf bence…
Yıllarca kendi kendime vardığım sonuçların, ya da hayatın bana kafama vura vura öğrettiklerinin bir cevabını hatta onayını buldum Ahmed Hulusi’nin eserlerinde.
Ve bu tamamen bir tesadüf (!) sonucu oldu:-)
Onun sitesini keşfettiğimde (ki zamanı gelmişti, çünkü daha önce kitaplarını görmeme rağmen hiç ilgilenmemiş, ”dini yayınlar işte” demiştim) önce biri, ardından diğeri derken gece gündüz okumaya başladım.
Sanki benim yıllardır düşündüğüm, orada burada söylediğim savruk düşüncelerimi ve ötesini, aklıma gelmeyenleri, hatta düşünmekten korktuklarımı en mükemmel şekliyle kanıtlı olarak ifade ediyor ve islam dini çerçevesinde formüle ediyordu… İtiraf etmem gerekirse beni eski sevgilimle yani tasavvufla, yani İslamla yeniden buluşturuyordu:)
İşte bu da hayatın bir hediyesi… Şükürler olsun ki…
Sonra da yine bir tesadüf eseri olarak (!) Yorumsuz Blog’u keşfettim…
Sanki, ruhsal ailemi bulmuş gibi oldum… ve inan bana bu duygu hiç kaybolmadı. (bu dünyadaki arzularımdan biri, hayatın diğer alanlarında bulduğum ruhsal ailelerimi de buradaki ruhsal ailemle bir noktada buluşturabilmek… bir çeşit, akrabaların buluşması olayı yani:)
Senin de benzer duyguları hissettiğini tahmin ediyorum ve sana ailene HOŞGELDİN diyorum:-)
Hoşbulduk Angorya, Allah razı olsun beni mutlu ettin.. Umarım, dilerim, yalvarırım Rabbime bizleri idrak ettirdiklerinden (bu arada güvenlik kodum: idrakk) ve hazmını kolaylaştırdıklarından, en önemlisi; sevdiği kulların arasına alsın, hakikatı anlamayı nasip etsin. Amin.. Hoşçakalın
(Geçmişte yayınladığımız,
ama zihinlerimizde yer etmiş yazılarımızdan birkaçını tekrar yayınlamanın;
Yeni YorumsuzBlog Okurlarımızın da okuyabilmesi için gerekli olduğuna
inanıyoruz. Ve buna, sizin tarafınızdan çok ilgi görmüş ve binlerce okunma
sayısına ulaşmış, bu yazılarımızla başlıyacağız. Önümüzdeki günlerde, okurlardan
farklı ilgi gören yazılarımızı sizle paylaşmaya devam edeceğiz.)
17 Nisan 2008 20:31
Öncelikle merhabalar.. ben yaklaşık 1 yıl kadardır A. Hulusi okuyucusuyum ve bu bloga yeni rastladım. O da ‘Füsus ül Hikem’in 8. bölümü bitince devamını arama yoluna koyulmuşken buldum. İnşallah buradaki herkes birbirinin anlayışını ve hakikati yaşayışını kolaylaştırır. Hoşçakalın
24 Nisan 2008 04:50
Sevgili Emel Deniz Keskin, burası aynı ruhsal arayışları olanların buluşma yeri.
Kendi adıma konuşursam, tesadüflere inanmayı bırakalı çok oldu, sadece ”tevafuk” var hayatta diye düşünüyorum.
Bizler çekim yasası gereğince, özümüzün en derinlerinden geleni kendimize çekiyoruz.
Ahmed Hulusi’de dinimizi bize en güzel, en çağdaş… yani, 2000′li yılların insanlarına onların anlayacağı dille anlatan, önyargıların ötesine geçilmesine aracı olan, bilimle dini, dinle bilimi, mantıkla sezgiyi, yani sağ beyinle sol beyini buluşturan bir düşünür, bir mutasavvıf bence…
Yıllarca kendi kendime vardığım sonuçların, ya da hayatın bana kafama vura vura öğrettiklerinin bir cevabını hatta onayını buldum Ahmed Hulusi’nin eserlerinde.
Ve bu tamamen bir tesadüf (!) sonucu oldu:-)
Onun sitesini keşfettiğimde (ki zamanı gelmişti, çünkü daha önce kitaplarını görmeme rağmen hiç ilgilenmemiş, ”dini yayınlar işte” demiştim) önce biri, ardından diğeri derken gece gündüz okumaya başladım.
Sanki benim yıllardır düşündüğüm, orada burada söylediğim savruk düşüncelerimi ve ötesini, aklıma gelmeyenleri, hatta düşünmekten korktuklarımı en mükemmel şekliyle kanıtlı olarak ifade ediyor ve islam dini çerçevesinde formüle ediyordu… İtiraf etmem gerekirse beni eski sevgilimle yani tasavvufla, yani İslamla yeniden buluşturuyordu:)
İşte bu da hayatın bir hediyesi… Şükürler olsun ki…
Sonra da yine bir tesadüf eseri olarak (!) Yorumsuz Blog’u keşfettim…
Sanki, ruhsal ailemi bulmuş gibi oldum… ve inan bana bu duygu hiç kaybolmadı. (bu dünyadaki arzularımdan biri, hayatın diğer alanlarında bulduğum ruhsal ailelerimi de buradaki ruhsal ailemle bir noktada buluşturabilmek… bir çeşit, akrabaların buluşması olayı yani:)
Senin de benzer duyguları hissettiğini tahmin ediyorum ve sana ailene HOŞGELDİN diyorum:-)
Sevgiyle kal
24 Nisan 2008 16:50
Hoşbulduk Angorya, Allah razı olsun beni mutlu ettin.. Umarım, dilerim, yalvarırım Rabbime bizleri idrak ettirdiklerinden (bu arada güvenlik kodum: idrakk) ve hazmını kolaylaştırdıklarından, en önemlisi; sevdiği kulların arasına alsın, hakikatı anlamayı nasip etsin. Amin.. Hoşçakalın