İncitmemeye çalışırken karşındakini, incinmemeyi de öğreneceksin. Aldatacaklar belki seni. Hatta belki de paramparça edecekler ruhunu.
Biraz derviş ruhlu olacaksın bu hayatta.
Yaradılana yaradandan ötürü sonsuz bir değer veriyorsan eğer; kendine değer vermeyi hiç unutmayacaksın..
İncitmemeye çalışırken karşındakini, incinmemeyi de öğreneceksin.
Aldatacaklar belki seni.. Hatta belki de paramparça edecekler ruhunu.
Her bir parçanın bir tarafa savrulduğunu hisseder gibi olacaksın belki ama kendini küllerinden yeniden yaratma gücünün sana doğduğun anda verilen bir hediye olduğunu da hatırlayacaksın hep.
Görünenin altından simyanı bozacak gariplikler dahi çıksa, en derindeki mutlak gerçeğe ulaşmaya çalışacaksın. Gerçekle yüzleşmekten asla korkmayacaksın.
Asla kaybetmeyeceksin dengeni.
Kendi merkezinde kalacaksın hep… O yıllar boyu, hayatın ve acıların imbiğinden çekerek oluşturduğun merkezinde.
Saklayacak bazıları kendini sahte gülüşlerin, sahte sevgi ve dostluk sözcüklerinin ardına.
Bunun farkına vardığın an, kapanacaksın içindeki o kutsal mabede. Kutsayacaksın orada hayatı. Yeniden ve kendi kendine. Yaraların şifa bulduğu zaman, eskisinden de güçlü olarak çıkacaksın meydana…
Bazıları da oyunlar kuracaklar sana.
Dervişçe güleceksin oyuncuna.
Yaramaz bir çocuksa eğer o, başını okşayacak ve abartmamasını söyleyeceksin. Hayatın ve gerçeğin kendisinin yeterince heyecanlı olduğunu, dozu kaçmış oyunların, hayatın büyüleyici ritmini bozmaktan başka bir işe yaramadığını anlatacaksın.
Anlarsa ne âlâ. Anlamazsa zaten senden değildir o.
Yok eğer kötücül bir yaratıksa oyuncu, ‘’Sonsuza kadar güle güle.” diyeceksin ona. ‘’Güle, güle ve bir daha asla çıkma karşıma.”
Hiç üzülmeyeceksin. Bir kayba uğramış gibi hissetmeyeceksin kendini.
Her yanlış insanın, her yanlış işin, her yanlış durumun hayatından en kısa zamanda çıkarak doğru olanlara yer açması için dua edeceksin.
Biraz derviş ruhlu olacaksın bu hayatta.
Dilek Yaraş
www.yorumsuzblog.net.tc
dilekyaras@gmail.com
| Kategori: Dilek Yaraş |
|
|

5 Mayıs 2008 06:25
ALLAH dostlarının, Kur’an’da geçen ‘KALBİ SELİM’ kavramını şu şekilde yorumluyorlar…
Kimseyi incitmemek, kimseden incinmemek, tüm hareketler ihlas üzere olması… bu ölçüye göre, bi-iznihi öz yolculuğa azmetmiş bir talibin bu esasların tam hakkını vermesi gerektiğini düşünüyorum… gelişmeleri şikayet haline getirenler, ufak bir dokunuşta nefsinin derdine düşenler, egonun gizli tuzaklarında ben, ben diyenler… yolun lafını daha çok sevenler… nerede mekan bulacaklar… merak ediyorum….
gönlüne kalemine sağlık Dilek abla… kalemin hep aydınlatsın ÖZ-YOLU…. amiin…
5 Mayıs 2008 07:23
Eleştirirken eleştirdiğimiz duruma düşmek de egonun gizli tuzaklarındandır. Sessizce seyretmek ve yerli yerince görmek hangimize nasip olursa, ona büyük piyango vurmuş demektir. Ama yorum yaparken egonun tuzağına düşmemek ve seyretmek hiç kolay değil bence…..
5 Mayıs 2008 08:48
Kimi insan doğuştan getirir derviş ruhunu. Ne dersen de, ne yaparsan yap aldırmaz. Cevap da vermez. Sadece güler geçer. Onlar sanki cennettedirler.
Bazan saf derler onlara. Onlara da bir şey demez derviş ruhlular.
Yıllar geçer herkes dün saf dedikleri o insanlara benzemeye çalışırlar. Ama iş işten geçmiştir.
Hadi ben de derviş ruhlu olayım denmekle olunmuyor ki.
Kimi insan da ateş gibidir, barut gibidir. Dokunsan üstüne patlar, dokunmasan kendiliğinden patlar. Sanki cehennem için yaratılmıştır onlar. İçten patlarlı motor gibidir onlar. Durduramazlar kendilerini… Ancak ne zaman ki, zaman trafik polisi “yavaşla” ikaz levhasını gösteriyor ve…
ve devamı Okyanusum’da… http://www.okyanusum.com/mesaj.html
İçlerimizdeki kıpırdayan “Derviş Ruhlu Olamamak” derdini güzel anlatımıyla dile getirdiği için teşekkür ediyoruz değerli Dilek Yaraş’a.
5 Mayıs 2008 10:26
Vazgeçmek mi; Sabretmek mi?
Teşekkürler Değerli Dilek Hanım; yanlışsa çıkarmak hayatından?? buna nasıl karar verilecek sabretmek mi vazgeçmek mi gerek bu ince çizgi nasıl anlaşılacak?
bunun ölçütü sizlerce ne? karşınızdaki özünde iyi bir insan deyip her hatasına LaHavle.. diyebilmek mi, ne olduğu belli olmayan içten patlamalı motor deyip vazgeçebilmek mi erdem?
yoksa her hareketinde Hakk’tan bir hikmet aramak mı yargılamadan!!!
Ya da ”Her yanlış insanın, her yanlış işin, her yanlış durumun hayatından en kısa zamanda çıkarak doğru olanlara yer açması için dua edeceksin.”
bizler bu çelişkileri nasıl aşmalı, anlamalıyız değerli Dostlar..
hoşçakalın
5 Mayıs 2008 10:28
diye IKRA ettiler, bizler de IKRA edenlerdeniz insaallah ve amiyn
sonsuz sevgi ve saygilar
5 Mayıs 2008 10:34
eski ingiliz atasözü
5 Mayıs 2008 11:07
İlk önce hangi konuda sabr etmek veya vazgecmek? bunu cözmek gereklidir sanirim…
Üstad Ahmed Hulusi asagi yukari 10 sene evvel cok güzel bir örnek vermisdi;
Bir köpekle konusmak istersen, ona ilim anlatmak istersen anlamaz havlayip durur.. köpege ancak et verirsin, oksarsin susar.. onu ister, yaradilisi o kadarina programlanmisdir…
Aslinda yaptiklarimiza; bize sorun olarak görünür olanlara bakarsak, cogunda kendimizin de yaptigi tavirlar ve islevler dolayisi ile yaratiliyor bu olaylar, dolayisi ile “terk etmek” “vaz gecmek” istediklerimiz…
OKUyamamisiz, dikkatle IZleyememisiz, 360° degil de belki sadece 50°lik bakis acisi ile bakmisiz.
Kimin söyledigi kesin olarak belli olmayan güzel bir dua
kisaca BASIRET
5 Mayıs 2008 17:01
Sevgili dostlar; yazmak kolay, beyin hızlı düşünsün veya yavaş düşünsün hiç önemli degil YIKABİLİYOR MUYUZZZ? Bu dünya adına ne varsa duygu ve düşünce olarak. Hani yapa edebildiklerimiz var ya, onların aslında kendimize ait olmadıgını ve bu dünyaya ait oldugunu düşünüp YIKABİLİYOR MUYUZZZ? Bunları yıkmak içinde derviş ruhlu olmaya falan gerek yok, zaten derviş ruhlu olmak gibi bir deyim de yok, insan olmak yeterli gelir kanımca..
5 Mayıs 2008 20:53
Evet yazmak çook kolay düşünebildiğin her şeyi. Düşünürsün, yaşamasan da yazarsın en azından da belki birgün gelir ilerlerde bir yerde karşına çıkar, aaa… dersin ben yazmıştım bunu!! yazmakla bitirebilsek herşeyi kim bilir kaç bitişin sonundaydık.
”SAĞLAM DÜŞÜNCE, AZ YEMEK, AZ UYUMAK VE AZ KONUŞMAK” diyor USTAD kitaplarından birinde. Sağlam düşünebiliyoruz bazen ama hep düşünüşlerimizde kalmasa!! Aklımız gitmese başımızdan hep kalsa hep O’nun yoluna düşse düşüncelerimiz. SONSUZA dek her nefeste derviş olabilmek kim bilir nasıldır!
Kızma, sinirlerine hakim ol! sessizce uzaklaş, gerekirse buğz et ama kime ediyorsun? Kimden kaçıyorsun?
ALLAH RAZI OLSUN HEPİMİZDEN.
5 Mayıs 2008 23:37
Saklayacak bazıları kendini sahte gülüşlerin, sahte sevgi ve dostluk sözcüklerinin ardına. Sadece derviş ruhlu olanlar yutmayacak onların oyununu, geriye kalanlarsa derviş taklidiyle oyalanacak.
Sevgili cesur yürek Dilek dost. Taklitle kendisini kandiranlar her zaman her yerde olacak. Diyorsun ya, Dervişçe güleceksin onlara. Anlarsa ne âlâ. Anlamazsa zaten herkes kendi yoluna. Sevgiler.
(tanırız biz birbirimizi.)
6 Mayıs 2008 14:11
Bence: Tabii ki bir cok yazdiklarimizi henüz(/hala) tam olarak veya hic yasayamiyoruz…
Fakat: Yazmak, konusmak daha dogrusu tefekkür etmek o konu ile ilgili bölgeleri(beynin) açıp, -acik olsa dahi- devamli calismasini sagliyor. Bir konu ile ne kadar ilgilenir ve üzerinde tefekkür edersek o konu hakkindaki elektronlar(nöronlar) o derece calisma halindedir.
Bu nedenle: web masterlere, editörlere, yazarlar, okuyanlar ve düsüncelerini paylasanlara -> sonsuz TESEKKÜRler
6 Mayıs 2008 21:01
Güzel insanlar,
Yazmak çook kolay düşünebildiğin her şeyi. Düşünürsün, yaşamasan da yazarsın ise,….
Öyle ise siz de yaşamadığınız bir şeyi yazınız da görelim? Yazarlarımıza karşı benliğimizin bu tutumu, kendimizi onlardan üstün görme arzusu olabilir mi acaba? Sevgi ve dostluk adına içten yazılmış yazılara-yazarlara yapılan yorumları okuyorum, kafama şöyle bir soru takılmadan edemiyor.. Gerçek adlarımızı bile gizlerken, yaşam adına bizim onlardan fazla neyimiz var?.
Sonsuz sevgiler.
11 Mayıs 2008 17:18
Sn. YUSUF bey,
Hayır çok af edersiniz ama benim amacım ne kimseyi eleştirmek ne de kendimi kişilerden üstün görmekti.. Yaptığım yorumda sevgili Dilek hanıma katılıyor ve BELKİ DE böyle bir yazıyı hayatımın bir bölümünde de olsa yaşamışlığımdan bir alıntı olmuş gibi gördüğümdendir. Neden üstün göreyim ki kendimi, ben en azından haddimi bilenlerdenim, amacım kesinlikle kişilere yönelik eleştiri ya da kendini onlardan üstün görmek gibi aşağılayıcı durum değil; tam tersine ben bu tür yorumlarda kendimden birşeyler gördüğüm için yazıyorum..
Ayrıca GERÇEK ADIM VEYSEL ve bu güne dek gizli kapaklı rumuzlar yazarak hiçbir sitede yorum da yapmadım, yapmam da. Çünkü benim adım VEYSEL. Umarım beni anlamışsınızdır. Eğer size öyle geldi ise diyecek birşey yok. Teşekkürler.