Reklam çubuğunu görmek istemiyorsanız ve daha hızlı olmak istiyorsanız lütfen bu adresimizi kullanın..

Bir Yaşam Deneyimi

// 12 Nisan 2008

Yaklaşık bir yıl önceydi. Asla kabul edemeyeceğim bir olay yaşadım; ummadığım şekilde.. Ciddi bir duygusal travma geçirdim.. Toplayamıyordum kendimi bir türlü ve içimi saran vehim dalgaları ve isyan ile daha bir çok olumsuzluğu yaşamıma çekiyordum.. Engel olamıyordum çünkü vehim, acı ve olay bana hakimdi…

Şimdinin Gücü yazarı Eckhart Tolle yaşadığı depresyon sonrası uyanışını ve her şeye bakışının aniden değişimini çok harika anlatır. Ve çok hoşuma gider; bir bankta yaklaşık iki yıl vecd halinde, içsel sevinç ve coşku ile yaşadım der..

Yaşadığım içsel sarsıntı ile birlikte öğrendiğim bütün bilgiler uçtu.. Biraz toparlandığım zamanlarda bildiğim bütün içsel çalışmaları denedim. Bol bol dua ve meditasyon çalışmaları yaptım.. Ama olmuyordu. Zihinsel takıntı ve vehim acıya dönüşmüştü. Acıya yoğunlaşmayı da denedim; bilinçli mevcudiyet ile yok edilebileceğini düşünüyordum. Ama olmuyor, bir süre sonra yine hatta artmış olarak benim içimi yerken, etrafımda da herkesi incitiyordum..

Ayrıca sürekli bildiğim, sevdiğim büyüklerden yardım talep ediyordum.. Dua edip rabıta kuruyordum.. Tam bir çıkış yakalayamıyordum; acı acıyı doğuruyordu sanki.. Tekrar tekrar üzücü hadiselerin içinde buluyordum kendimi..

Ve yaklaşık iki hafta önce çok sevdiğim Beraat ablam şöyle bir öneride bulundu;

“İçinde bulunduğun durumu kabul et. Sonra bir şey yapılması gerekiyorsa yaparsın.”

Çok basit gibi görünüyor.. Ve bilmediğimiz bir şey hiç değil.. Sürekli okuyup öğrendiğimiz, bilgi yığını beyinlerimizde bulunan bir şey… Ama bu tavsiyede sanırım farklı bir şey vardı; “Tavsiyenin enerji düzeyi…”

Karşısındakini başka bir varlık değil de kendi gören üst bilincin aklı küllünden çıkan bir öneriydi bu.. Burada “kün” emrinin nasıl gerçekleşebildiğini, şefaat mekanizmasının nasıl işlediğini gördüm…

Ani değişim yaşadım ben .. “Durumu kabul et” sözüyle…

O günden beri kesintisiz bir şekilde kabul ettim ve bu öyle bir içsel rahatlık ve sevinç getirdi ki; bunu anlatmak, paylaşmak istedim herkesle…

Yaşadığımız deneyimler üst üste gelip bizi tahrik edip duruyorsa bizim için katalizördür ve değişim dönüşümümüz için en fazla bunlara ihtiyacımız var.. O yüzden bu olayları çekiyoruz.. Esma terkibimizde ağırlıklı isimlerin ortaya çıkarttığı ve tamamen içten, bizden projekte olup ta yaşam sahnesinde birbiriyle buluşturduğu deneyimler bunlar…

Olayları ve insanları oldukları gibi kabul edip, oldukları gibi sevmeyi denemiyoruz bile.. Eleştirip, etiketleyip, reddedip onları bizim istediğimiz kalıplara sokmaya çalışıyoruz…

Kabul edip, olana teslim olduğumda yeni bir şey daha çıktı ortaya.. Kul olduğumu fark ettim.. Şefkat duymaya başladım tüm mevcudata..

Bir olay ya da bir insan değildir kızdığımız, bunaldığımız.. Bir insana kızıyor isek tüm insanlara kızıyoruz.. Bir insanı gerçekten seviyor isek yargısızca, her haliyle… tüm insanlığı o sevgiyle kucaklarız.. Bu kesinlikle böyledir.. Bunları zaten senelerdir öğrendik.. Bilmediğimiz şeyleri anlatmıyorum.. Yaşamımı paylaşıyorum -ki ancak yaşanmış deneyimler gerçek öğretilerdir..

Bu idraki haliyle ve bitmez tükenmez merhametiyle yaşatan, tüm deliliklerimi, inatlaşmalarımı sevgisinin enginliğinde eriten mürşidim Beraat Meriç’e sonsuz teşekkür ederim.. İlimleriyle, halleriyle daim hay olan tüm ehlullahın ölü kalpleri dirilten nurundan nasiplenenlerden olalım…

Ülkü Özgür
www.yorumsuzblog.net.tc

Kategori: Yorumsuz 'Oku'r Yazarlar, Ülkü Özgür

Bu Yazıyı yazdır Bu Yazıyı yazdır


10 Yorum >> “Bir Yaşam Deneyimi”

Bu yazı için yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden Geri izleme yapabilirsiniz.
  1. kenan Yazmış:

    Tağut (gayrı vücud)’tan, ona kulluk yapmaktan ictinab edip/kaçınıp Allah’a (hakikatlerına) yönelenler var ya, onlar için büşra (müjde; vuslat) vardır… Kullarımı müjdele!…

    Hayat derslerinizin devamı dileğiyle… teşekkürler…


  2. Zekeriya BAĞCI Yazmış:

    Yöneldiğimizin aradığımızın ne olduğunu kavrayabildiysek; en ummadığın anda açılacak yüksek farkındalıkla birlikte hitap gelecektir.

    En sıkıntılı anınızda sabırla ve aşkla bekleyiniz. Mutlaka sizi çekip alacak hitap gelecektir.

    SELAM üzerinize olsun.

    “Feakım vecheke liddiyni HANÎFA… Fıtratallahilletiy fetaran nâse aleyha!.. Lâ tebdiyle lihalkıllah… Zâlike diynül kayyım… Ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemun.” (30:30)

    “O halde yüzünü (şuurunu) Hanif (lik bilinciyle) DİN’e yönlendir; O Allah Fıtratına ki, insanları fıtratlarıyla yaratmıştır! Allah yaratış sisteminde değişiklik olmaz! Geçerli olan DİN (Allah sistem ve düzeni) budur. Ne var ki insanların çoğu bunu bilmez!”

    http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/fitrat/index.htm


  3. veysel Yazmış:

    KIZMAK VEHİM GETİRİSİ Mİ?

    Birini tanıdım kendi aleminde öyle hallerde seyir ediyordu ki hayatı, uzaklardan bakmakla yetinmekliğimin içime nakşettiği hüzünlü sessiz ve sedasız imrenişin hazı içinde eriyip gidiyordum.

    Hem imreniyordum ama kıskanmıyordum sadece; onu o halle beni de onun bu halini seyirle hallendirenin ikimize yaşattıkları karşısında eğilmek, büzülmek, erimek, secde etmek ya da ne isim koyarsak koyalım yaşatıldığımızın FARKINDALIĞIYLA yaşıyorduk HAYYatı.

    Diriydik ikimiz de, yürüyorduk konuşuyorduk, seviyorduk, ağlıyorduk ve hatta KIZIYORDUK bizleri kızdıran hallere. Öyle ki biz olmasını istediğimizin, aslında olmayacaklar sınıfından olduğunu gördüğümüzde, BELKİ DE kabullenemediğimizden bu HALİ, KIZMAKTA buluyorduk çözümü.

    KIZMAK VEHİM GETİRİSİ Mİ? Sürekli yaşamakta olduğumuz ortamın bizi gerdiği, duygusal stresler, travmalar ve bunların getirisi olan kişilik bozuklukları bizi ne kadar UZAKLAŞTIRIYOR özümüzden? Hayretler içinde şahitliğini yaptığımız bir takım olaylarda karşımıza çıkmıyor değil aslında. Biz herşeyin farkındayız. Biliyoruz. Belki de idrak etmişiz olayı ama öyle bir sarsıntı ile yıkılıyoruz ki idrak ettiğimizin yalan oluşunu, yok oluşunu göremeyişimizi görüyoruz o anlarda. AYNI ŞU AYETTE OLDUĞU GİBİ… HER NE YANA DÖNERSEN, ALLAH’IN VECHİNİ GÖRÜRSÜN… diyor… Ama biz her baktığımız nesneyi isimlendirmişiz zaten. AHMET, MEHMET, AYŞE,.. AĞAÇ, YAPRAK, KELEBEK, ÇİÇEK. VE DAHA NİCE, NİCE BİZ…

    Bunun sebebi, yani bizim duygusal çöküntüler yaşamamıza neden olan olayların SIRRI ne ACABA? Şey, şu olabilir mi?.. Hani öyle severiz, öyle güveniriz, öyle bağlanırız ki, aynı dili konuşur, aynı anda aynı duyguları yaşarız bazen, bazılarıyla. Bir anlamda o BİZ, biz O olmuşuz desek yeridir, sonra nedendir bilinmez TERS düşer biR yanımız, kapatmaya çalıştıkça biz açılır, tıkadıkça yırtılır bir yanı ve malum tablonun İKİ USTA RESSAMI olarak. ATARIZ İMZAMIZI. Bir yanına BİZ, bir yanına ÖTEKİ BİZ. Bu tabloyu seyretmek acı verse de bizim eserimiz olduğundan kabullenmek duygusu sarar bizi. İşte tam bu sırada ihtiyacımız olan kişi çıkar gelir karşımıza, ve der ki bize: ”İÇİNDE BULUNDUĞUN DURUMU KABUL ET.”
    O anda ışık yanar tepemizde. EVET YA NASIL DÜŞÜNEMEDİM HALBUKİ biliyordum ben bunu. Sağol ya, Allah razı olsun senden. ALLAH gönderdi seni. Teşekkürler, der ve onu yüceltiriz yüreğimizde ama HAK eder. ÇÜNKÜ BUNUN İÇİN GELMİŞTİR SANA. Sen sana ait olan bir alemi geziyorsun dünyada ve gezebildiğin kadar gez, öğrenebildiğin kadar öğren hayatı, unutmaman, UNUTAMAMAN gereken bir GERÇEK var ki oda ŞU;
    SEN DEĞİLSİN YAŞAYAN HAYATI!!!

    ALLAH EN GÜZEL AHLAKLA AHLAKLANMAMIZI NASİP ETSİN VE HER HALDE SEVEBİLMEYİ NASİP ETSİN HEPMİZE.


  4. ülkü özgür Yazmış:

    Veysel Allah razı olsun öyle hoş anlatmışsın ki çok güldüm aynı yazıyı sanki değişik bir versiyona çevirmişsin ..
    Hayat işte ..
    herşey çok güzel..
    öğreniyoruz, idrak ediyoruz, bunun zevki nerde var.
    şükredelim daima ki tasavvufla meşgul ediyor..
    sağolasın ..


  5. veysel Yazmış:

    sağol teşekkürler inan bunu yazana kadar üç defa denemek zorunda kaldım ikisinde sorun çoktı yazamadım ama sonra BAŞARDIM. bide sen cevap verince önce şöyle bi güzell kızardım, utanır gibi yani. bian bekledim bekledim ve sonra bende gülmeye başladım. neden bilmiyorum ama GÜZEL OLMUŞ HEM senin yazın hem benim yazım dimi. SAĞOL ALLAH RAZI OLSUN. yalnız benim bir mürşidim yok. bende hep böyle oluşumlar söz konusu. taklit değil ama inan samimi duygular bunlar bi anda geliyo aklına yazıya dönüşüyo. zaten öyle geniş kapsamlı düşünmeye kalksam kim bilir ne olur. sağol içtenliğin için.


  6. YAREN Yazmış:

    Hep ötedeki Allah’ın bizden razı olmasını diler dururuz. O razı olmasa niye yaratsın ki? Peki biz Allah ın razılığından razı mıyız.?
    “Durumu kabul et” uyduysak emre ne mutlu bizlere , artık Allah bizden, biz de Allah’tan razı olarak O’na döneriz inşallah.
    Yaşayan, diri sözler olmak dileğiyle…


  7. Nurten Yazmış:

    Güzel Kardesim,
    hayirli ugurlu olsun, yazilarinin devamini beklerim. Yazi yazmani destekleyen herkesten te Yüce Sultan razi olsun.
    Selam ve sevgilerimle
    Öptüm o güzel gönlünden…
    Nurten


  8. Esin Esen ÖZKAN Yazmış:

    YAREN Yazmış:
    13 Nisan 2008 01:13
    “Durumu kabul et” uyduysak emre ne mutlu bizlere, artık Allah bizden, biz de Allah’tan razı olarak O’na döneriz inşallah.”..

    Bütün yanışlarımız, cehennemlerimiz durumları, oluşları kabul etmememizden, etmek istemeyişimizden; kendiMizce ve HADSİZCE! oluşturmaya çalıştığımız; “aslında böyle olsaydı, olmalıydı” türü kılıflardan kaynaklanmıyor mu??

    ALLAH HÛ RABBÜLÂLEMİN cümlemize MUTLÂK GERÇEĞİ BİLDİRSİN, HAZMI VE HAYIRLISI İLE.. BASİRET KÖRLÜĞÜNDEN KURTARSIN. Amin amin amin

    Cümlenizden ALLAH RAZI OLSUN!
    SELÂM VE MUHABBETLE…


  9. Ayşen Yazmış:

    Bazen düşünüyorum da; insanları hadsizlikle suçlamak ne kadar kolay değil mi?
    Özellikle Karşındaki insan senin gibi olmak ya da düşünmek istemiyorsa….
    Hemen karşındakini yargılama mekanizmaları çalışıveriyor. Bu açıdan bakacak olursak eğer, ben kendi düşünceme uymayan ya da benim verilerime uymayan herkese hadsiz der, çıkarım. Karşımdakini anlamaya da çalışmazdım. Zaten anlasam da farketmez o sonuçta benim gibi düşünmüyor, benim düşüncelerim doğrultusunda da hareket etmiyor, Hadsizin Teki Zaten Boşver.

    Dünyadaki tek doğru da benim doğrum!!!. Oh ne güzel, çok da kolay aslında böyle düşünmek.
    Aslında bazen kolaya kaçmak gelir içimden; birileri senin yerine düşünsün karar versin sen hiç karışma, yapman gereken hiç birşey yok. Ne rahatlık değil mi? Sen niye çaba sarfediyorsun ki. Herşey senin yerine halledilecek zaten. Sana mı kalmış kendi hayatın hakkında fikir yürütmek, seçim yapmak, büyüklerin varken, senin yerine düşünüp karar verecek insanlar varken, onlar senin yerine düşünüyor ya zaten. Sen çok hadsizleşme, dur bakıyım orada.
    Durumu kabullenmek böyle birşey mi acaba?

    Bence zaten durumu kabulleniyoRsan sorun yoktur, eğer kabullenmiyorsan çoğu insan kişisel gelişimlerini, bulundukları durumu kabullenmeyip, direnmelerine, şartlarını zorlamalarına borçludur, diye düşünüyorum. Herzaman başarılı olabiliyorlar mı? Hayır, ama denemekten ne çıkar. Bu biraz zor ama olsun.

    Ya herkes içindeki,durumu kabullenseydi, o zaman dünya çok durağan bir yer olurdu herhalde, öz gelişim, yenilenme, farklı açılımlar diye birşey olmazdı.

    Aslında burada bahsedilmek istenen, sanırım bulunduğun durumdan şikayetçi olmamak, yoksa beğenmediğin ya da tasvip etmediğin bulunduğun durumu değiştirmemek ya da bunun için çaba sarf etmemek değil.


  10. Ülkü Özgür Yazmış:

    Üstad Ahmed Hulusi demişti ki bir yerde;
    “Fitnenize bağışıklık kazanmadıkça fitne sizi terketmeyecektir..”
    Benim demek istediğim, herşeyden evvel niçin başıma bu geldi? Neden ben? diyen, acı oluşturan vehim mekanizmasından kurtulmak.. O yüzden kabullenmek.. Ondan sonra zaten yapılması gereken ne ise insan daha net görür. Ama vehim bulutlarıyla örtülü zihin için ilk yapılması gereken sadece kabullenmektir.. Hatta vehmi bile kabul etmek, çok yapıştı ise ve bırakmıyorsa bir türlü.. Gelecekte bir zamanda iyi olacağım, şunları başaracağım gibi değil.. Şimdi ne yapabiliyorsun? Şimdide yapabileceğimiz en berrak şey, Teslimiyettir.. İçerlemesizce, olduğu gibi.. Tut ki hapissin ne yapabilirsin ki? Neden hapisteyim? demenin boş olduğunu anlatıyorum..


YORUMLAYIN


dostt

Yorumsuz Blog'un Yayın İlkeleri 'ndeki Yayın İlkeleri ve Yayın Şartları başlığı altındaki koşulları okudum.